İran, yabancı medya kuruluşlarıyla her türlü teması suç kapsamına almayı öngören yasa tasarısını meclise sunarak, ifade özgürlüğüne yönelik en sert adımlardan birine imza attı. İnsan hakları örgütleri, bu düzenlemenin İran toplumunu dış dünyayla iletişimini tamamen kesmeyi hedeflediğini ve sivil toplum katılımını 'güvenlik suçu'na dönüştüreceğini belirtiyor. Tasarının önümüzdeki haftalarda mecliste görüşülmesi beklenirken, söz konusu düzenleme bir gazetecinin 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasıyla eş zamanlı gündeme geldi.
Yasanın kapsamı ve 'dondurucu etki'
İran hükümeti, hazırladığı yasa tasarısıyla yalnızca gazetecilerin değil, sıradan vatandaşların da BBC, VOA, Deutsche Welle gibi uluslararası yayın kuruluşlarıyla her türlü iletişimini yasaklamayı amaçlıyor. Tasarıya göre, yabancı medya organlarıyla telefon görüşmesi yapmak, e-posta göndermek, sosyal medyada içerik paylaşmak veya bu kuruluşlara haber sızdırmak 'ulusal güvenliğe karşı suç' sayılacak. Yaptırımlar arasında 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, yasanın özellikle gazeteciler, aktivistler ve akademisyenleri hedef aldığını vurguluyor. HRW'nin Orta Doğu direktörü Sarah Leah Whitson, 'Bu yasa, İran'daki son bağımsız sesleri de susturarak ülkeyi bilgiye tamamen kapatmayı amaçlıyor. Mevcut uygulamalara yasal zemin hazırlayacak bu düzenleme, toplum üzerinde ağır bir sindirme etkisi yaratacaktır' dedi.
Foto muhabirine 15 yıl ceza
Tasarının meclise sunulmasının hemen öncesinde, İranlı foto muhabiri Maryam Kazemi'nin 'ulusal güvenliğe karşı casusluk' suçlamasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldığı haberi geldi. Kazemi, 2022'deki gösterilerde yabancı ajanslara fotoğraf sağladığı gerekçesiyle yargılanıyordu. Gözlemciler, bu kararın yeni yasanın ilk uygulama örneği olduğunu belirtiyor.
Uzmanlar, İran yönetiminin bu girişiminin arkasında, ülke içindeki muhalefet hareketlerini dış destekten yoksun bırakma amacı olduğunu ifade ediyor. Özellikle 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan geniş çaplı protestolar sırasında sosyal medya ve yabancı haber platformlarının oynadığı rol, yönetimi bu tür önlemler almaya itmişti.
Uluslararası tepkiler ve ifade özgürlüğü endişesi
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mathew Miller, yaptığı açıklamada 'Bu, İran halkının bilgiye erişimini engellemeye yönelik bir başka girişimdir. Dünya basın özgürlüğü endekslerinde sürekli alt sıralarda yer alan bir ülkenin bu tür yasalarla daha da karanlığa gömülmesi kabul edilemez' ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de yasayı 'ifade özgürlüğüne ağır bir darbe' olarak nitelendirdi.
İran ise daha önce de benzer yasalar çıkarmıştı; ancak bu tasarı, mevcut düzenlemeleri genişleterek ve cezaları artırarak en kapsamlısı olma özelliği taşıyor. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 'düşman medyasıyla mücadele' söylemi çerçevesinde hazırlandığı belirtilen tasarı, muhafazakar kanadın da desteğini alıyor.
Bölgesel etkiler ve medya ortamı
İran'ın bu adımı, bölgede medya özgürlüğü açısından endişe verici bir tablo çiziyor. Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkelerde de benzer kısıtlamalar uygulanırken, İran'ın son hamlesi uluslararası haber kuruluşlarının bölgedeki operasyonlarını daha da zorlaştırabilir. BBC Farsça ve VOA'nın İran'daki muhabir ağları halihazırda büyük risk altında. Yeni yasanın kabul edilmesi durumunda, bu kuruluşların İran'dan haber toplaması neredeyse imkansız hale gelebilir.
İran'da bağımsız medya, yıllardır baskı altında ve birçok gazeteci tutuklu bulunuyor. Basın Meslek Örgütleri Federasyonu'nun verilerine göre, 2023'te en az 50 gazeteci çeşitli suçlamalarla gözaltına alındı. Yeni yasa, bu sayının daha da artabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın medyaya yönelik bu baskıcı politikası, Türkiye'nin komşusu olan İran'da istikrarın sağlanması açısından risk oluşturuyor. Türkiye, İran'la ekonomik ve enerji işbirliğini sürdürürken, komşusundaki iç karışıklıkların artması mülteci akışı ve güvenlik sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, İran'ın yabancı medyayı hedef alması, Türkiye'de faaliyet gösteren Farsça yayınların ve sınır ötesi iletişimin kısıtlanmasıyla sonuçlanabilir. Türkiye, bölgesel bir güç olarak medya özgürlüğü konusunda farklı bir yaklaşım benimserken, bu gelişmeleri yakından izlemesi ve İran'da insan hakları ihlallerinin artması durumunda diplomatik tepki göstermesi beklenebilir. Küresel düzeyde ise benzer kısıtlamaların bölge ülkelerine yayılması, uluslararası haber akışını olumsuz etkileyerek Türkiye'nin bölgedeki bilgi köprüsü rolünü güçlendirebilir.