İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tansiri, Hürmüz Boğazı'nda her gün gemilere saldırı düzenlediklerini açıkladı. Tansiri'nin bu sözleri, bölgede son aylarda artan deniz geriliminin resmi ağızdan teyidi olarak dikkat çekiyor. Açıklama, İran'ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki askeri faaliyetlerini meşru müdafaa çerçevesinde sunduğu bir dönemde geldi.
Devrim Muhafızları'ndan çarpıcı itiraf: "Her gün saldırıyoruz"
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tansiri, yaptığı açıklamada, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda İran'a ait olmayan gemilere yönelik operasyonların rutin hale geldiğini belirtti. Tansiri, "Hürmüz Boğazı'nda her gün gemilere saldırıyoruz" ifadesini kullanarak, bu saldırıların İran'ın ulusal güvenliği için gerekli olduğunu savundu. Komutan, söz konusu eylemlerin "düşman unsurlarının bölgeye sızmasını engellemek" amacı taşıdığını öne sürdü.
Middle East Eye'ın aktardığı habere göre, Tansiri'nin açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik müdahalelerinin arttığı bir dönemde geldi. Son aylarda bölgede çok sayıda tankere el konulduğu, bazı gemilerin alıkonulduğu ve deniz kuvvetleri arasında gerginlik yaşandığı biliniyor. İran, bu eylemleri genellikle "kaçakçılıkla mücadele" veya "deniz güvenliğini sağlama" gerekçesiyle açıklıyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. İran, boğazın kuzey kıyısını kontrol ediyor ve buradaki askeri varlığını uzun süredir stratejik bir koz olarak kullanıyor. Devrim Muhafızları'na bağlı hızlı botlar, zaman zaman uluslararası savaş gemilerine ve ticari gemilere tacizde bulunuyor. ABD ve müttefikleri, bu tür eylemleri "deniz trafiğini tehlikeye atmak" olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Tansiri'nin açıklaması, İran ile Batılı ülkeler arasında son yıllarda yaşanan deniz geriliminin bir parçası. 2019'dan bu yana Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda çok sayıda tankere sabotaj, el koyma ve saldırı olayı yaşandı. ABD, bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutuyor; İran ise suçlamaları reddediyor ve bölgedeki varlığının savunma amaçlı olduğunu vurguluyor.
İran'ın nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve ABD'nin "maksimum baskı" politikası, Tahran'ın denizde daha agresif bir tutum izlemesine yol açtı. İran, zaman zaman Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunarak, küresel petrol arzını kesintiye uğratabileceği mesajını veriyor. Bu tehdit, petrol fiyatlarını doğrudan etkileyerek dünya ekonomisi için risk oluşturuyor.
Son dönemde İsrail-Hamas savaşı ve Yemen'deki Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz'de de güvenlik sorunları yaşanıyor. Husiler, İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenleyerek küresel ticareti sekteye uğratıyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki eylemleri, bu geniş çaplı istikrarsızlık tablosunun bir parçası olarak görülüyor. ABD, bölgeye ek savaş gemileri ve uçak gemisi grupları göndererek caydırıcılık sağlamaya çalışıyor.
Uzmanlar, İran'ın bu tür açıklamaları iç kamuoyuna yönelik bir güç gösterisi olarak yorumluyor. Devrim Muhafızları, İran siyasetinde önemli bir aktör ve ekonomik olarak da geniş ayrıcalıklara sahip. Komutanların sık sık yaptığı sert açıklamalar, rejimin dış tehdit algısını canlı tutma ve halkı mobilize etme amacı taşıyor. Ancak bu söylemler, uluslararası alanda İran'a yönelik eleştirileri de artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticaret yolları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü Basra Körfezi üzerinden karşılıyor; boğazda yaşanacak bir tıkanıklık veya saldırılar, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ilişkilerini dengeleyen Türkiye, bölgede artan tansiyonun kendi güvenliğine sıçramasından endişe duyuyor. Türk deniz ticaret gemileri de bölgeden geçiş yapıyor; olası bir saldırı, Ankara'nın müdahale seçeneklerini zorlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye, gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabalara ağırlık vermeli.