Yemen'de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından yeniden alevlendi. Bu gelişme, Orta Doğu'da ikinci bir cephe açarak küresel belirsizliği artırırken enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açtı.
Çatışmanın Arka Planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, İran destekli Husi hareketi ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri arasında yeni bir şiddet döngüsüne girdi. Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi hava kuvvetleri ise Yemen'in kuzeyindeki Husi kontrolündeki bölgelere hava operasyonları düzenledi. Çatışmaların yeniden başlamasında, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahalesinin tetikleyici rol oynadığı belirtiliyor. İran'ın bölgesel müttefikleri üzerinden misilleme yapma stratejisi, Yemen'i kritik bir vekalet savaşı alanı haline getirdi.
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sanaa dahil geniş bir bölgeyi kontrol ediyor. Suudi Arabistan ise 2015'ten itibaren Yemen hükümetini desteklemek için koalisyon güçleriyle müdahale ediyor. Bu süreçte on binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi ve ülke dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Son gelişmeler, kırılgan ateşkes çabalarını da sekteye uğrattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışmaların yeniden başlaması, Orta Doğu'da zaten gergin olan jeopolitik dengeyi daha da karmaşık hale getiriyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında Tahran'ın vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapması, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, küresel enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Kızıldeniz ve Bab-ül Mendep Boğazı'ndaki istikrarsızlık, dünya petrol ve doğalgaz sevkiyatını olumsuz etkiliyor. Suudi Arabistan'ın devlet petrol şirketi Aramco'nun tesislerine yönelik olası bir saldırı, petrol fiyatlarında ani sıçramalara neden olabilir. Uluslararası toplum, çatışmanın yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmış durumda. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve İran'ın artan etkisi, çözüm umutlarını zayıflatıyor.
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, Yemen'deki insani felaketin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor. Çatışmaların şiddetlenmesi, zaten kısıtlı olan insani yardımların ulaştırılmasını daha da zorlaştırıyor. Bölgesel aktörler arasında artan gerilim, Katar, BAE ve diğer Körfez ülkelerini de endişelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaların yeniden başlamasını yakından takip ediyor. Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor. Enerji fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, çatışmaların yayılması, Türkiye'nin bölgesel ticaret yollarını ve enerji koridorlarını tehdit ediyor. Türkiye, İran ve Suudi Arabistan arasındaki dengeyi gözeterek diplomatik çözüm çağrılarını sürdürüyor. Ancak artan gerilim, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Uzun vadede, Yemen'deki savaşın sona ermesi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrar arayışları için kritik önem taşıyor.