Pakistan hükümeti, Pazartesi günü Afganistan-Pakistan sınır bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında en az 28 militanın öldürüldüğünü açıkladı. Bir güvenlik yetkilisi, saldırıların iki Afgan vilayetini hedef aldığını belirtti. Olaydan saatler önce Afgan Taliban yönetimi ve Birleşmiş Milletler, saldırılarda üç sivilin öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını duyurdu. Tarafların çelişkili açıklamaları, bölgede artan gerilimin ve bilgi savaşının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Olayın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Pakistan hükümeti, sınır ötesi operasyonun, ülke içinde artan terör saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini savunuyor. İsmi açıklanmayan bir güvenlik yetkilisi, saldırıların Afganistan'ın doğusundaki iki vilayette militan hedeflerine yönelik olduğunu ve operasyonun istihbarat destekli olduğunu ifade etti. Pakistan, son aylarda özellikle Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde artan saldırılardan sorumlu tuttuğu grupların Afganistan'da güvenli limanlara sahip olduğunu öne sürüyor.
Afgan Taliban yönetimi ise saldırıları kınayarak, sivil kayıpların yaşandığını ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), yaptığı yazılı açıklamada, saldırılarda üç sivilin öldüğünü, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 10 kişinin yaralandığını doğruladı. BM, taraflara sivil kayıpları önleme çağrısı yaptı ve olayın bağımsız bir şekilde araştırılmasını istedi. Ancak Pakistan, sivil kayıpları reddederek, sadece militanların hedef alındığını ve operasyonun başarılı geçtiğini savundu.
Bölgedeki güvenlik kaynakları, saldırıların Pakistan'ın son dönemde sıkça başvurduğu sınır ötesi operasyonların bir parçası olduğunu aktarıyor. Afganistan-Pakistan sınırı, özellikle Durand Hattı olarak bilinen tartışmalı sınır bölgesi, uzun yıllardır terör örgütlerinin barındığı bir alan olarak görülüyor. Pakistan, Afganistan'daki Taliban yönetiminin, kendi topraklarında Pakistan'a karşı faaliyet gösteren gruplara göz yumduğunu iddia ediyor. Afgan Taliban ise Pakistan'ı, Afganistan'ın iç işlerine müdahale etmekle suçluyor.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
Bu son olay, Afganistan ile Pakistan arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri daha da gerginleştirdi. İki ülke arasındaki sınır ticareti ve insani yardım geçişleri zaman zaman aksıyor. Pakistan, 2021'de Taliban'ın Kabil'de yönetimi ele geçirmesinden bu yana, Afganistan'daki istikrarsızlığın kendi güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Uluslararası toplum ise Afganistan'daki insani kriz ve sivil kayıplar konusunda endişelerini dile getiriyor. BM, taraflara itidal çağrısı yaparken, sivil altyapının korunması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın sınır ötesi operasyonlarının, Afgan Taliban ile olası bir barış anlaşması veya sınır güvenliği mutabakatı sağlanana kadar devam edebileceğini öngörüyor. Ancak her iki tarafın da sivil kayıplar konusundaki suçlamaları, uluslararası alanda tansiyonu yükseltiyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Orta Asya ve Güney Asya güvenlik mimarisini de doğrudan etkiliyor. Özellikle Çin ve Rusya gibi aktörler, bölgede artan istikrarsızlıktan endişe duyuyor.
Pakistan'ın operasyonları, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğunda yaşanan çatışmaların bir yansıması. ABD, Pakistan'ın terörle mücadelesini desteklediğini açıklasa da, sivil kayıplar konusunda sessiz kalmayı tercih ediyor. Diğer yandan, Hindistan, Pakistan'ın Afganistan'daki istikrarsızlığı kendi lehine kullandığını iddia ediyor. Bu durum, Güney Asya'da jeopolitik rekabeti derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan-Pakistan sınırındaki bu tırmanma, Türkiye'nin Güney Asya ve Orta Doğu'daki güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Afganistan'da istikrarın sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması için aktif diplomasi yürütüyor. Pakistan ile Türkiye arasındaki savunma ve istihbarat işbirliği ise stratejik düzeyde. Sınır ötesi operasyonların sivil kayıplara yol açtığı iddiaları, bölgede radikalleşmeyi artırabilir ve Türkiye'ye yönelik terör tehdidini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, enerji ve ticaret koridorları açısından kritik olan bu bölgede yaşanan istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Asya'ya açılan kapısı olan Hazar geçiş güzergâhlarını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, taraflar arasında arabuluculuk ve diyalog çağrılarını sürdürmesi bekleniyor.