Gazze'de yüz binlerce çocuk, yaklaşık üç yıl aradan sonra ilk kez yüz yüze eğitime başladı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, 98 binden fazla çocuk hasarlı veya geçici okul binalarında ve çadırlarda ders başı yaptı. Ancak birçok aile için okul üniforması, defter ve kalem gibi temel ihtiyaçlar hâlâ karşılanamaz durumda.
Üç yıllık kesintinin ardından ilk ders zili
Gazze'de eğitim, 2021'deki İsrail saldırıları ve ardından gelen ekonomik kriz nedeniyle fiilen durma noktasına gelmişti. Pandemi döneminde uzaktan eğitimle devam eden süreç, altyapı yetersizliği ve elektrik kesintileri nedeniyle verimli olamadı. Son üç yılda çocukların büyük bölümü sistematik eğitimden mahrum kaldı. Bu süre zarfında okulların bir kısmı bombalanarak kullanılamaz hale geldi, bir kısmı ise yerinden edilmiş aileler için barınak olarak kullanıldı.
UNICEF'in açıklamasına göre, yeniden başlayan eğitim faaliyetleri son derece zor koşullar altında yürütülüyor. Öğrenciler, sınıf olarak kullanılan çadırlarda veya hasar görmüş binaların ayakta kalan bölümlerinde ders görüyor. Birçok okulda sıra, tahta ve ders kitabı bulunmuyor. Öğretmenler ise maaşlarını düzenli alamadıkları için ek iş yapmak zorunda kalıyor.
Ekonomik yıkım, eğitimi bir kez daha sekteye uğratma riski taşıyor. Gazze'de işsizlik oranı yüzde 50'nin üzerinde seyrediyor ve yoksulluk sınırının altında yaşayan aile sayısı her geçen gün artıyor. Bir okul üniforması, bir düzine defter ve kalem seti, ortalama bir ailenin haftalık gıda harcamasına denk geliyor. Bu nedenle birçok çocuk okula sivil kıyafetlerle ve eksik malzemelerle gidiyor. Bazı aileler ise çocuklarını okula göndermek yerine çalıştırmayı tercih ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki eğitim krizi, sadece Filistin meselesiyle sınırlı kalmayıp Orta Doğu'nun genel istikrarını da etkiliyor. Eğitimden uzun süre mahrum kalan bir nesil, radikalleşme riski, beyin göçü ve ekonomik bağımlılık gibi sorunları beraberinde getiriyor. Uluslararası kuruluşlar, Gazze'nin yeniden inşası için acil fon çağrısı yaparken, eğitim altyapısına yapılacak yatırımın öncelikli olduğunu vurguluyor.
UNICEF ve diğer yardım kuruluşları, sürdürülebilir bir eğitim sistemi için sadece fiziksel altyapının değil, öğretmen eğitimi, psikososyal destek ve beslenme programlarının da gerekli olduğunu belirtiyor. Ancak İsrail'in uyguladığı abluka ve uluslararası fonların kısıtlılığı, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Mısır ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuğuyla sağlanan geçici ateşkesler, kalıcı bir çözüm sunmuyor.
Bölgesel aktörler arasında eğitim yardımları konusunda rekabet yaşanıyor. Türkiye, Katar ve BAE gibi ülkeler, Gazze'ye yönelik insani yardımlarını artırarak nüfuz alanlarını genişletmeye çalışıyor. Ancak bu yardımların koordinasyonu ve denetimi konusunda ciddi sorunlar bulunuyor. Uluslararası toplum, Gazze'deki eğitim krizini çözmek için daha kapsamlı ve kalıcı bir strateji geliştirmek zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize kayıtsız kalmayarak eğitim ve sağlık alanında önemli yardımlar yapıyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Kızılay aracılığıyla bölgeye gönderilen yardımlar, Ankara'nın Filistin davasına verdiği desteği gösteriyor. Ancak Türkiye'nin Gazze'ye yönelik politikası, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi sürecinde dengeli bir tutum izlemeyi gerektiriyor. Eğitim alanındaki Türk yardımları, hem bölgesel nüfuzu artırma hem de insani sorumluluğu yerine getirme açısından kritik. Uzun vadede, Gazze'de eğitim altyapısının yeniden inşası, Türkiye'nin Orta Doğu'daki yumuşak gücünü pekiştirebilir.