İran destekli Yemenli Husiler, Cumartesi günü Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan kentine yönelik füze saldırısı düzenlediklerini açıkladı. Suudi hava savunma sistemleri füzeleri imha ederken, bu saldırı Husilerin daha önce Kraliyet'e yönelik saldırılara misilleme tehdidinin ardından geldi. Son haftalarda bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte, bu olay İran'ın nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada Cizan'a 'balistik füzeler ve silahlı insansız hava araçları' ile saldırı düzenlediklerini, hedeflerin askeri tesisler olduğunu söyledi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise füzelerin imha edildiğini ve saldırının sivil yerleşim alanlarına isabet etmediğini doğruladı. Bu saldırı, Husilerin İsrail-Hamas savaşına tepki olarak Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.
İran, iki haftadır ilk kez ABD'nin hava saldırılarına maruz kalmadığını bildirirken, bölgedeki gerginlikler ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırımları ve askeri yığınağı ile daha da tırmanmış durumda. Uzmanlar, Husilerin Yemen'deki iç savaşta elde ettiği kazanımların ardından, Suudi Arabistan'ı hedef alarak bölgesel bir krize sürüklemeye çalıştığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırı, İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşta Husilere karşı koalisyona liderlik ederken, İran da Husilere askeri ve mali destek sağlıyor. Son dönemde İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve İran'ın bu duruma verdiği tepkiler, bölgede tansiyonu yükseltiyor. Husilerin saldırıları, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilecek şekilde Suudi petrol altyapısını hedef alabilir.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Orta Doğu'da daha geniş bir çatışmayı önlemek için diplomatik çabalara ağırlık verirken, bölgedeki müttefiklerine destek mesajı gönderdi. Ancak Husilerin uluslararası toplumun çağrılarına rağmen saldırılarına devam etmesi, bölgesel istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu'da yaşanan bu çatışmaları yakından izliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son yıllarda ilişkilerini normalleştirirken, İran ile de enerji ve ticaret alanlarında iş birliğini sürdürüyor. Bu gerilim, Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişelerini artırabilir ve Türk deniz ticaret yollarını etkileyen Kızıldeniz'deki güvenlik risklerini büyütebilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı açısından önemli bir pazar olan Körfez bölgesindeki istikrar, Türk ekonomisi için de kritik önem taşıyor. Ankara'nın, hem Suudi Arabistan'la hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak çatışmanın yayılmasını önlemeye çalışması beklenir.