İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir tehdit karşısında ‘İran’ın her karışını’ savunacaklarını söyledi. Pezeşkiyan’ın bu açıklaması, İsrail ve ABD ile artan gerilimlerin yanı sıra kronikleşen ekonomik krizlerin gölgesinde geldi. Cumhurbaşkanı, askeri geçit töreninde yaptığı konuşmada, ‘Düşmanlarımız bilsin ki, İran topraklarının bir karışına bile göz dikenin gözünü oyarız’ ifadelerini kullandı. Tahran yönetimi, son haftalarda İsrail’in Gazze operasyonları ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığına yönelik sert söylemlerini artırmış durumda.
Gelişmenin arka planı
Pezeşkiyan’ın bu çıkışı, İran’ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumla arasında devam eden müzakerelerin durma noktasına geldiği bir döneme denk geldi. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sürerken, İran Devrim Muhafızları’nın Körfez bölgesinde düzenlediği tatbikatlar da dikkat çekiyor. Özellikle Basra Körfezi’nde ABD donanmasına karşı yapılan ‘provokatif’ hareketler, gerginliği tırmandırıyor. İran, ayrıca Yemen’deki Husiler ve Lübnan’daki Hizbullah gibi müttefikleri aracılığıyla bölgesel nüfuzunu genişletmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı, konuşmasında ayrıca ‘Kudüs’ün özgürlüğü’ vurgusu yaparak Filistin davasına olan bağlılığını yineledi.
Bölgesel veya küresel boyut
İran’ın bu tutumu, ABD ve İsrail tarafından yakından izleniyor. Tel Aviv yönetimi, İran’ın nükleer silah geliştirme potansiyeline karşı ‘önleyici saldırı’ seçeneğini masada tutarken, Washington da Tahran’a karşı diplomatik ve askeri baskıyı artırma kararı aldı. Eşzamanlı olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la normalleşme adımları, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Ancak Pezeşkiyan’ın sert söylemleri, bu yumuşama sürecinin kırılgan olduğunu gösteriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, İran’a siyasi desteklerini sürdürürken, BM Güvenlik Konseyi’nde Tahran’a yönelik yeni yaptırımların önü tıkanmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran sınırında güvenlik risklerini yakından takip ediyor. Pezeşkiyan’ın sert açıklamaları, iki ülke arasında son dönemde artan ticaret ve enerji işbirliğine rağmen Ankara’yı tedirgin ediyor. Türkiye, İran’ın Suriye ve Irak’taki nüfuz mücadelesinin doğrudan etkilendiği bir coğrafyada yer alıyor. Ayrıca, İran’ın PKK/PYD bağlantılı gruplara yönelik tutumu, Ankara’nın güvenlik politikalarını şekillendiriyor. İran’la yaşanan olası bir askeri gerginlik, Türkiye’nin enerji güvenliğini ve Kafkaslar’daki çıkarlarını da doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, Tahran-Washington ekseninde diplomasiyi önceliklendiriyor.