İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden ABD Başkanı Donald Trump'a sert yanıt verdi. Konuşmasına ABD saldırılarında hayatını kaybeden İranlı sivillerin fotoğraflarını göstererek başlayan Pezeşkiyan, ülkesinin "ABD terörizminin kurbanı" olduğunu savundu. İran lideri, Washington ve Tel Aviv'in İran'a yönelik askeri eylemlerinin yıkıcı sonuçlarını gözler önüne serdi.
Konuşmanın arka planı ve Pezeşkiyan'ın mesajları
Mesud Pezeşkiyan, 2024 yılında İran'ın dokuzuncu cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Reformist kanattan gelen Pezeşkiyan, seçim kampanyasında Batı ile ilişkilerin onarılması ve yaptırımların hafifletilmesi sözü vermişti. Ancak göreve gelmesinin ardından İran'ın Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçleri üzerinden İsrail ile yaşadığı gerilim arttı; Nisan 2024'te İran'ın İsrail'e yönelik doğrudan füze saldırısı, bölgede tansiyonu zirveye taşıdı. ABD yönetimi de İran'a yönelik yaptırımları sürdürdü ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı hedeflere yönelik operasyonlar düzenledi.
Pezeşkiyan'ın BM Genel Kurulu'ndaki konuşması, Trump'ın aynı kürsüden İran'a yönelik suçlamalarını yanıtlar nitelikteydi. Trump, konuşmasında İran'ı "dünyanın bir numaralı terör sponsorluğu yapan ülkesi" olmakla suçlamış ve Tahran'a yönelik "azami baskı" politikasını savunmuştu. Pezeşkiyan ise bu suçlamayı reddederek, ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalelerini ve ekonomik yaptırımlarını "devlet terörü" olarak nitelendirdi. İranlı lider, "Onlar bize terörizm ihraç etmekle suçluyor, oysa kendi elleri kanlı" diyerek ABD'nin bölgedeki askeri varlığını eleştirdi.
Pezekişyan konuşmasında ayrıca İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarını kınadı ve Filistin davasına desteğini yineledi. İran'ın nükleer programı konusunda ise "barışçıl nükleer hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz" mesajı verdi; ancak müzakere kapısının açık olduğunu da sözlerine ekledi. Bu açıklama, İran'ın hem direniş eksenini güçlendirme hem de Batı ile olası bir diyalog arayışını sürdürdüğü şeklinde yorumlandı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Pezekişyan'ın BM çıkışı, İran'ın uluslararası arenada yalnızlaşma riskine karşı bir denge hamlesi olarak değerlendiriliyor. İran, uzun süredir ABD yaptırımları altında ekonomik zorluk yaşıyor; ülkenin petrol ihracatı kısıtlı, bankacılık sistemi uluslararası işlemlerden büyük ölçüde kopmuş durumda. Tahran, Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirerek bu baskıyı hafifletmeye çalışsa da, Avrupa ülkeleriyle de diyalog kanallarını açık tutmak istiyor. Fransa ve Almanya, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini sürdürürken, İran'ın bölgedeki vekil gruplar üzerinden yürüttüğü faaliyetler Batı başkentlerinde rahatsızlık yaratıyor.
Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik sert tutumu, Orta Doğu'da yeni bir tırmanma riskini beraberinde getiriyor. İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri operasyonu, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. Bu nedenle Pezeşkiyan'ın BM'deki çıkışı, hem iç kamuoyuna güçlü mesaj verme hem de uluslararası toplumu İran'ın meşru savunma pozisyonuna çekme amacı taşıyor. İran'ın nükleer müzakerelerde esneklik sinyali vermesi ise, yaptırımların kısmen hafifletilmesi karşılığında bir anlaşma arayışının işareti olarak okunuyor.
BM Genel Kurulu'ndaki bu karşılıklı suçlamalar, ABD-İran ilişkilerinde kısa vadede bir yumuşama olmayacağını gösteriyor. Trump yönetiminin "azami baskı" stratejisi, İran'ın bölgesel politikalarını değiştirmesini hedefliyor; ancak Tahran, bu baskıya boyun eğmek yerine direniş eksenini güçlendirme yolunu seçmiş görünüyor. Bu durum, Orta Doğu'da istikrarsızlığın sürmesine ve enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki gerilimde hassas bir denge politikası yürütüyor. Komşusu İran ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdüren Ankara, aynı zamanda NATO müttefiki ABD ile stratejik ortaklığını korumak durumunda. İran'a yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir ve mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, İran'ın petrol ve doğal gaz kaynakları, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik. Bu nedenle Ankara, diplomatik çözüm çağrılarını sürdürerek bölgesel tırmanmayı önlemeye çalışıyor. Pezeşkiyan'ın mesajları, Türkiye'nin İran ile diyalog kanallarını açık tutmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.