İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ile yaptığı görüşmede, Avrupa Birliği'nin Rus milyarderler Alişer Usmanov ve Mikhail Fridman'a yönelik yaptırımları kaldırma kararına katılmadığını iletti. Konuya yakın kaynaklara göre Burnham, İngiltere'nin bu isimlere yönelik yaptırımları sürdüreceğini vurguladı. Görüşme, Batı ittifakı içinde Rusya'ya karşı uygulanan yaptırım rejiminde ilk ciddi çatlağın ortaya çıktığı bir dönemde gerçekleşti.
Yaptırım Kararının Arka Planı ve İngiltere'nin Tutumu
Avrupa Birliği'nin, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından uygulanan yaptırımlar kapsamında yer alan Alişer Usmanov ve Mikhail Fridman'a yönelik kısıtlamaları kaldırma kararı, Birliğin hukuki ve siyasi bir açmazını yansıtıyor. AB yetkilileri, bu isimlerin yaptırım listesinde tutulmasını gerektirecek yeterli kanıt bulunmadığını savunurken, İngiltere cephesi farklı bir hukuki ve siyasi çizgide duruyor. İngiltere Başbakanı Burnham, Zelenskyy'ye yaptırımların Rusya'nın savaş finansmanını kısıtlamak için hayati olduğunu, AB'nin kararının Kremlin'e yanlış mesaj gönderebileceğini söyledi. İngiliz hükümeti, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerine karşı ortak cephenin korunması gerektiğini savunuyor.
Usmanov ve Fridman, Rusya'nın en zengin iş insanları arasında yer alıyor ve Batı'da geniş yatırımlara sahipler. Usmanov, metaller ve telekomünikasyon sektörlerindeki hisseleriyle tanınırken, Fridman enerji ve bankacılık alanında öne çıkıyor. Her iki isim de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakınlıklarıyla biliniyor. AB'nin yaptırım kararını kaldırması, bu isimlerin Avrupa'daki mal varlıklarına yeniden erişim sağlayabileceği anlamına geliyor. İngiltere ise kendi yaptırım listesinde bu isimleri tutmaya devam edecek. Bu durum, Londra ile Brüksel arasında yaptırım politikalarında bir ayrışmaya işaret ediyor. İngiliz hükümeti, AB'nin kararının Rusya'ya karşı baskıyı zayıflatacağını ve Ukrayna'nın mücadelesini baltalayacağını düşünüyor.
İngiltere'nin tutumu, Brexit sonrası dönemde Avrupa'dan bağımsız bir dış politika izleme çabasının bir parçası olarak da okunabilir. Londra, Rusya'ya karşı sert yaptırımlar konusunda ABD ile yakın çalışırken, AB'nin kendi iç hukuki süreçleri ve üye ülkeler arasındaki farklılıklar nedeniyle yaptırım rejiminde gevşeme yaşanması, Batı ittifakında koordinasyon sorunlarını gündeme getiriyor. İngiltere, Ukrayna'ya askeri ve mali destek konusunda da ABD ile birlikte hareket ediyor. Başbakan Burnham'ın Zelenskyy'ye verdiği mesaj, İngiltere'nin Ukrayna'nın yanında durmaya devam edeceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin yaptırım kararını kaldırması, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası oluşturulan uluslararası yaptırım mimarisinde bir erozyon olarak değerlendiriliyor. Batı'nın birliği, Rusya'nın savaş ekonomisini zayıflatmak için kritik önemdeydi. Ancak AB'nin hukuki gerekçelerle bazı isimleri listeden çıkarması, diğer yaptırım paketlerinin de sorgulanmasına yol açabilir. Rusya, bu kararı kendi lehine propaganda malzemesi olarak kullanabilir ve yaptırımların etkisiz olduğunu savunabilir. Öte yandan, İngiltere'nin yaptırımları sürdürme kararı, Ukrayna'ya moral desteği sağlarken, AB içinde de tartışmalara neden olabilir. AB üyesi ülkeler arasında yaptırımların kapsamı ve süresi konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı ülkeler, ekonomik maliyetlerin artması ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle yaptırımların gözden geçirilmesini isterken, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi Rusya'ya coğrafi olarak yakın ülkeler daha sert bir tutum sergiliyor.
Küresel ölçekte ise, Batı'nın Rusya'ya karşı yaptırım birliğindeki bu çatlak, Çin ve diğer aktörler tarafından dikkatle izleniyor. Çin, Rusya ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, Batı yaptırımlarının etkinliğini sorguluyor. AB'nin kararı, Çin'e yönelik olası yaptırımlar konusunda da emsal teşkil edebilir. Ayrıca, uluslararası hukuk açısından yaptırımların keyfi olduğu yönündeki Rusya argümanlarına güç kazandırabilir. İngiltere'nin pozisyonu ise, yaptırımların caydırıcılığının korunması gerektiğini savunanlar tarafından destekleniyor. ABD yönetimi de benzer şekilde yaptırımların sürdürülmesinden yana. Ancak AB'nin kararı, transatlantik ittifak içinde bir koordinasyon sorununu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Rus oligarklara yönelik yaptırımları sürdürme kararı ve AB'nin kararına eleştirisi, Türkiye'nin dengeli dış politikası açısından önemli bir momenti işaret ediyor. Türkiye, Rusya ile ekonomik ve enerji ilişkilerini derinleştirirken, Batı ile de yaptırım politikalarında farklı bir çizgide. AB'nin yaptırım gevşemesi, Türkiye'nin Rusya ile ticaretinde karşılaştığı baskıları bir miktar hafifletebilir; ancak İngiltere'nin sert tutumu, Türkiye'nin Batı nezdinde yaptırım politikalarına uyum konusundaki pozisyonunu daha da karmaşık hale getirebilir. Ankara, kendi yaptırım rejimini uygulamazken, Batı'nın bu konudaki baskısı artabilir. Ayrıca, enerji ve turizm gibi sektörlerde Rusya ile bağlantılı iş insanlarının durumu, Türkiye ekonomisi için hassas bir konu olmaya devam ediyor.