İran Meclis Başkanı ve üst düzey müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, ülkenin bombalanan nükleer tesislerine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerinin “kesinlikle girişine izin verilmeyeceğini” söyledi. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Kalibaf, “Parlamento yasayı kendisi çıkardı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi de bunu onayladı” diyerek Tahran’ın nükleer tesislerdeki denetimlere yönelik yeni tutumunu netleştirdi. Bu açıklama, İran’ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi ve Batı ile Tahran arasındaki gerginliği daha da tırmandırdı.
Gelişmenin arka planı
Kalibaf’ın çarşamba günü yaptığı açıklama, İran’ın Natanz ve İsfahan gibi stratejik nükleer tesislerine yönelik son saldırıların ardından geldi. İran, bu saldırılardan İsrail’i sorumlu tutarken, uluslararası toplumun nükleer tesislerin güvenliğine ilişkin endişeleri arttı. Kalibaf, “Bu tesisler ulusal güvenliğimizin bir parçasıdır ve hiçbir yabancı müfettişin buraya girmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. İran parlamentosu, daha önce IAEA denetimlerini kısıtlayan bir yasa çıkarmıştı; Kalibaf’ın açıklamaları, bu yasanın uygulanacağının bir teyidi olarak yorumlandı.
IAEA, İran’ın nükleer faaliyetlerini denetlemek üzere 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) çerçevesinde yetkilendirilmişti. Ancak ABD’nin 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ardından İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, denetimleri zora sokmuştu. Tahran, son olarak IAEA’nın bazı tesislere erişim talebini reddederek uluslararası toplumun tepkisini çekmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’ın bu kararı, Ortadoğu’daki güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İsrail, İran’ın nükleer programını varoluşsal bir tehdit olarak görürken, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkeleri de gelişmeleri endişeyle izliyor. ABD ve Avrupa Birliği, İran’ı nükleer silah üretmeye yaklaştığı gerekçesiyle sert bir dille uyarırken, Tahran programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor. IAEA’nın erişiminin engellenmesi, uluslararası denetim mekanizmasının çökmesi anlamına gelebilir ve bu durum, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimini (NPT) zayıflatabilir.
Analistler, İran’ın bu hamlesinin arkasında iki temel neden olduğunu belirtiyor: birincisi, bombalama olaylarından sonra ulusal güvenlik kaygılarının artması; ikincisi ise Tahran’ın müzakere masasında elini güçlendirme çabası. İran, Batı’nın yaptırımlarını kaldırması karşılığında denetimlere izin vermeyeceği sinyalini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın IAEA denetimlerini reddetmesi, komşusu Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir gelişmedir. Ankara, Tahran ile enerji ticareti ve sınır güvenliği gibi alanlarda işbirliği yaparken, bir yandan da nükleer silahlanmanın bölgesel istikrarı bozmasından endişe ediyor. Türkiye, nükleer silahların yayılmasına karşı olduğunu sıkça vurgulamıştır. Bu durum, Türkiye’nin hem İran’a yönelik yaptırımlara katılımı hem de bölgedeki askeri dengeleri yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, İran’ın nükleer programının kontrolsüz ilerlemesi, Türkiye’nin Orta Doğu’daki diplomatik girişimlerini (örneğin Suriye ve Irak’ta) olumsuz etkileyebilir. Ankara’nın bu krizde arabulucu rolü oynaması beklenebilir.