ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) daimi temsilciliğinde görevli iki kişinin ABD'den sınır dışı edildiğini duyurdu. Bakanlık Sözcüsü, söz konusu kişilerin 'ABD'de bulunma koşullarını ihlal ettiğini' belirterek, kararın iki ülke arasındaki diplomatik teamüllere uygun şekilde alındığını savundu. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak Tahran'ın olaya misilleme olarak kendi topraklarındaki ABD çıkarlarına yönelik adımlar atabileceği konuşuluyor.
Olayın Arka Planı
İran ile ABD arasındaki ilişkiler, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana büyük ölçüde kesintili. İki ülke arasında resmi diplomatik ilişki bulunmuyor; İran'ın Washington'daki çıkarları, İsviçre Büyükelçiliği aracılığıyla korunuyor. İran'ın BM daimi temsilciliği ise New York'ta faaliyet gösteriyor ve diplomatik dokunulmazlık kapsamında çalışıyor. ABD, ev sahibi ülke olarak BM Merkezi'nin bulunduğu New York'a giriş izinlerini düzenleme yetkisine sahip. 1947 tarihli BM Genel Merkezi Anlaşması'na göre ABD, BM görevlilerine vize vermek zorunda; ancak güvenlik gerekçesiyle istisnalar uygulayabiliyor.
Son dönemde ABD yönetimi, İran'a yönelik baskı politikasını artırmış durumda. Nükleer anlaşmadan çekilme, yaptırımların yeniden yürürlüğe konması ve İran Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak tanınması gibi adımlar, iki ülke arasındaki tansiyonu yükseltmişti. Bu son sınır dışı kararı, İran'ın BM bünyesindeki faaliyetlerine yönelik bir kısıtlama olarak yorumlanıyor. İran, sık sık ABD'nin BM ev sahipliği görevini siyasi amaçlarla kötüye kullandığını dile getiriyor.
Diplomatik kaynaklara göre, sınır dışı edilen kişilerin kimlikleri ve hangi gerekçeyle 'kovuldukları' netlik kazanmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı, kişisel bilgilerin gizliliği nedeniyle ayrıntı paylaşmadı. Ancak bazı ABD'li yetkililer, söz konusu kişilerin 'BM görevleriyle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunduğunu' öne sürdü. İran'ın BM Misyonu ise konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD-İran ilişkilerinde son yıllarda yaşanan bir dizi diplomatik krizin son halkası. Geçmişte de benzer olaylar yaşanmıştı: 2019'da ABD, İran'ın BM Büyükelçisi olarak atadığı Hamid Ebutalebi'ye vize vermemiş, Tahran da bu kararı 'BM'nin ev sahibi ülke tarafından rehin alınması' olarak nitelendirmişti. 2020'de ise İranlı diplomatların New York'ta belirli bir yarıçapın dışına çıkması yasaklanmıştı.
Uzmanlar, bu tür adımların İran'ın uluslararası platformlardaki sesini kısma amacı taşıdığını belirtiyor. İran, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi'nde sık sık ABD karşıtı açıklamalar yapıyor. Özellikle nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle eleştirilen Tahran, BM çatısı altında meşruiyet arayışını sürdürüyor. ABD'nin bu hamlesi, İran'ın BM içindeki manevra alanını daraltmayı hedefliyor olabilir.
Öte yandan, bu olayın BM'nin ev sahibi ülke ile ilişkilerindeki hassas dengeyi yeniden gündeme getirmesi bekleniyor. Birçok üye ülke, ABD'nin vize kısıtlamalarını 'BM'nin tarafsızlığına aykırı' buluyor. Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD'nin bu tür uygulamalarını protesto etmişti. İran da bu durumu BM Genel Sekreterliği'ne taşıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem ABD'nin müttefiki hem de İran ile sınır komşusu olarak hassas bir denge politikası izliyor. İran'a yönelik diplomatik baskıların artması, Türkiye'nin arabuluculuk rollerini ve enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın sıkışması, bölgesel güç projeksiyonunu ve Suriye, Irak gibi alanlardaki iş birliğini yeniden şekillendirebilir. Türkiye, BM platformlarında İran'ın sesinin kısılmasına mesafeli yaklaşarak, kendi diplomatik çıkarlarını koruma yolunu seçebilir. Uzun vadede, iki ülke arasındaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor.