İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi, ülke genelinde kitlesel protestolara yol açarak rejimi sarsarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri ve ekonomik baskı politikasının rejim üzerindeki etkisinden daha derin bir sarsıntı yarattı. Uzmanlara göre, askeri güç altyapıyı yok edebilir ve liderleri ortadan kaldırabilir; ancak yerli bir ayaklanma yaratamaz. Bu tespit, İran rejiminin iç dinamiklerinin dış müdahaleden daha belirleyici olduğunu gösteriyor.
Protestoların Arka Planı ve Rejimin Tepkisi
Mahsa Amini, Eylül 2022'de Tahran'da "ahlak polisi" olarak bilinen İrşad Devriyesi tarafından başörtüsü kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Gözaltında komaya giren Amini, birkaç gün sonra hastanede hayatını kaybetti. Resmi açıklamalar ölüm nedenini kalp yetmezliği olarak açıklasa da, ailesi ve görgü tanıkları Amini'nin dövüldüğünü iddia etti. Bu olay, İran'da on yıllardır görülmemiş büyüklükte protestoların fitilini ateşledi. Kadınlar başörtülerini yakarak, saçlarını keserek ve "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganları atarak sokaklara döküldü. Gösteriler kısa sürede ülkenin dört bir yanına yayıldı ve rejimin temel ideolojik sütunlarından biri olan zorunlu başörtüsü uygulamasına doğrudan meydan okundu.
İran hükümeti protestolara sert müdahale etti. Güvenlik güçleri göstericilere ateş açtı; yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlercesi gözaltına alındı. İran Yargı Erki, protestocuları "yeryüzünde fesat çıkarmak" suçlamasıyla yargılayarak idam cezaları verdi. Ancak rejimin bu baskıcı yöntemleri, öfkeyi daha da artırdı ve protestolar aylarca sürdü. Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları, İran'ın gösterilere karşı orantısız güç kullandığını belgeledi. Birleşmiş Milletler de İran'daki insan hakları ihlallerini kınayan kararlar aldı.
Trump yönetimi ise 2018'de nükleer anlaşmadan çekilerek İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını başlatmıştı. Bu politika kapsamında İran'a sert ekonomik yaptırımlar uygulandı, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani 2020'de Bağdat'ta düzenlenen bir ABD hava saldırısında öldürüldü. Bu askeri ve ekonomik adımlar İran'ın bölgesel faaliyetlerini kısıtlamayı amaçlıyordu. Ancak Mahsa Amini'nin ölümüyle patlak veren protestolar, rejimin kendi halkı nezdinde meşruiyetini sorgulattı ve iç cephede büyük bir çatlak oluşturdu. Uzmanlara göre, Trump'ın askeri hamleleri rejimin dış politikasını ve güvenlik aparatını hedef alırken, Amini'nin ölümü doğrudan rejimin toplumsal tabanını ve ideolojik meşruiyetini vurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki protestolar, Orta Doğu'da otoriter rejimlere karşı yükselen halk hareketlerinin bir parçası olarak görülüyor. 2011 Arap Baharı'ndan bu yana bölgede benzer dinamikler gözlemleniyor; ancak İran'daki hareket, kadın hakları ve bireysel özgürlükler etrafında şekillenmesiyle farklılaşıyor. Protestoların bölgesel yansımaları da oldu: Irak, Lübnan ve Suriye'de İran yanlısı gruplara karşı gösteriler düzenlendi. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri üzerinden yürüttüğü etki savaşı, protestoların gölgesinde daha da karmaşık bir hal aldı.
Küresel ölçekte ise olay, askeri müdahale ile iç dinamikler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açtı. Birçok analist, Trump'ın İran'a yönelik sert politikalarının rejimi devirmek yerine daha da katılaştırdığını savunuyor. Öte yandan, Amini'nin ölümüyle tetiklenen protestolar, İran toplumunda derin bir değişim talebinin olduğunu gösterdi. Rejim, protestoları bastırmak için hem sert güç hem de ideolojik aygıtlarını kullandı; ancak kadınların öncülük ettiği hareket, İran'ın geleceği üzerine belirsizlik yarattı. Uluslararası toplum, İran'a yönelik yaptırımları insan hakları ihlalleri nedeniyle genişletme yoluna gitti. ABD ve Avrupa Birliği, protestoculara destek mesajları verdi ve İranlı yetkililere yönelik yaptırımlar uyguladı.
Uzmanlar, İran rejiminin ayakta kalmasının dış baskıdan çok iç dengelere bağlı olduğunu vurguluyor. Askeri güç, fiziksel altyapıyı tahrip edebilir ve liderleri etkisiz hale getirebilir; ancak halkın iradesini şekillendiremez. Mahsa Amini'nin ölümü, İran'da rejimin kendi halkı nezdinde yarattığı meşruiyet krizini derinleştirdi. Trump'ın askeri ve ekonomik saldırıları ise rejimin dış düşman algısını güçlendirerek iç baskıyı meşrulaştırmasına yardımcı oldu. Dolayısıyla, İran'da gerçek sarsıntı, bir kadının ölümüyle sembolleşen iç dinamiklerden kaynaklandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor. Komşu ülkedeki protestolar ve rejimin sert müdahalesi, sınır güvenliği ve olası göç dalgası açısından risk oluşturuyor. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken, ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Ayrıca, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programı, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güç dengesi hesaplarını etkiliyor. Kadın hakları ve bireysel özgürlükler konusundaki gelişmeler ise Türkiye'nin bölgesel model tartışmalarında yeni bir boyut açabilir. İran'daki iç dinamikler, Türkiye'nin dış politikasında insan hakları ve güvenlik arasındaki dengeyi yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.