ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la imzaladığı ateşkes anlaşması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu beklenmedik bir siyasi ve güvenlik krizinin ortasında bıraktı. Anlaşma, İran'ın nükleer programını kısıtlama ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği azaltma taahhüdünü içerirken, Tel Aviv yönetimi bu gelişmeyi kendi çıkarlarına doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Netanyahu, uzun süredir İran'la herhangi bir anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirmiş ve Washington'u bu konuda uyarmıştı. Ancak Trump'ın beklenmedik hamlesi, İsrail Başbakanı'nı hem iç siyasette hem de güvenlik stratejisinde zor durumda bıraktı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında varılan mutabakat, Tahran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3.67 ile sınırlandırmasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini öngörüyor. Buna karşılık Washington, İran'a yönelik bazı ekonomik yaptırımları kaldırmayı kabul etti. Netanyahu hükümeti, anlaşmanın İran'ın nükleer silah üretme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi. İsrail Başbakanı, 'Bu anlaşma, İran'ın nükleer bomba yapmasına izin veriyor' diyerek anlaşmaya karşı çıktı.
Anlaşma aynı zamanda İran'ın Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi vekil güçlerine verdiği desteği azaltmasını da içeriyor. İsrail, bu grupların kendisine yönelik tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Ancak anlaşmanın bu maddesi, uygulanabilirliği konusunda şüphelerle karşılanıyor. Uzmanlar, İran'ın bölgesel nüfuzunu kolayca bırakmayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun anlaşmaya yönelik sert muhalefeti, ABD-İsrail ilişkilerinde gerilime yol açtı. Trump yönetimi, İsrail'in endişelerini anladığını ancak anlaşmanın bölgesel istikrar için gerekli olduğunu savunuyor. Bu durum, İsrail'in ABD Kongresi'ndeki etkisini kullanarak anlaşmayı baltalama çabalarını da beraberinde getirdi. Netanyahu, ABD'deki Cumhuriyetçi müttefikleri aracılığıyla anlaşmaya karşı yasa teklifleri sunulmasını destekledi.
Bölgede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran karşıtı ülkeler de anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve 'bölgesel diyaloğun kapısını açtığını' belirtti. Rusya ve Çin ise anlaşmayı destekleyerek, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonunun önemini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la nükleer anlaşmayı uzun süredir desteklemekte ve bölgesel istikrar için önemli görmektedir. Ancak anlaşmanın İran'ın vekil güçlerine desteğini azaltma maddesi, Suriye ve Irak'taki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, İran'ın bölgesel nüfuzunun azalmasının kendi güvenlik çıkarlarına olumlu yansıyacağını düşünse de, anlaşmanın uygulanmasındaki belirsizlikler nedeniyle temkinli bir duruş sergiliyor. Ayrıca, ABD'nin yaptırımları hafifletmesi, Türkiye'nin İran'la ticaretini artırma potansiyeli taşıyor. Ancak Netanyahu'nun anlaşmaya yönelik muhalefeti, İsrail-Türkiye ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabilir.