İran, Orta Doğu genelinde ABD askeri üslerini hedef alan bir dizi tehditte bulunurken, bölgedeki tansiyon yeniden yükseliyor. Tahran yönetimi, İsrail'e yönelik olası bir saldırıya karşılık olarak ABD'nin bölgedeki varlığını hedef alabileceğini ima eden açıklamalar yaptı. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı yetkililer, ABD'nin İsrail'e desteğini sürdürmesi halinde, ABD'nin Orta Doğu'daki üslerinin misilleme saldırılarına maruz kalabileceğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu açıklamaları, İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve ABD'nin bu operasyonlara verdiği destek bağlamında ortaya çıktı. Washington yönetimi, bölgeye ek askeri sevkiyat yaparak ve İsrail'e askeri yardım göndererek tepkisini gösterdi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Orta Doğu'da konuşlu birliklerin güvenliğini artırmak için Patriot ve THAAD gibi füze savunma sistemlerinin konuşlandırıldığını duyurdu. Bu hamle, İran'ın olası balistik füze saldırılarına karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, İran'ın bu tehditlerinin sadece söylem düzeyinde kalmayabileceğini, İran'ın vekil güçler aracılığıyla ABD üslerine yönelik saldırılar düzenleyebileceğini belirtiyor.
İran, geçmişte Suudi Arabistan'daki Aramco tesislerine ve Irak'taki ABD üslerine yönelik saldırılarda olduğu gibi, doğrudan kendi topraklarından değil, bölgedeki müttefik milisler aracılığıyla hareket ediyor. Bu strateji, İran'a hem inkar edilebilirlik sağlıyor hem de doğrudan bir savaş riskini azaltıyor. Ancak ABD, bu tür saldırılara karşılık olarak İran hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenlemişti. Son olarak Şubat 2024'te ABD, Irak ve Suriye'de İran bağlantılı hedefleri vurmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın ABD üslerini hedef alma tehdidi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgesel güç dengesini de etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, olası bir çatışmada kendi topraklarındaki ABD üslerinin hedef alınmasından endişe duyuyor. Bu ülkeler, İran ile doğrudan bir savaşa girmek istememekle birlikte, ABD'nin güvenlik garantilerine de ihtiyaç duyuyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, İran'ı destekleyen bir pozisyon alarak ABD'yi bölgede gerginliği tırmandırmakla suçluyor. Moskova, Tahran'la askeri işbirliğini artırırken, Pekin de İran'dan petrol ithalatını sürdürüyor. Küresel enerji piyasaları, olası bir çatışmanın Hürmüz Boğazı'nı etkileyebileceği endişesiyle petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı son bir haftada yüzde 5 arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Türkiye, Irak ve Suriye'de İran destekli gruplarla mücadele ederken, aynı zamanda ABD ile NATO müttefiki olarak askeri işbirliğini sürdürüyor. Olası bir İran-ABD çatışması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ve Irak'tan doğal gaz ve petrol sevkiyatı kesintiye uğrayabilir. Türkiye, diplomatik girişimlerde bulunarak tarafları itidal çağrısında bulunmalı ve bölgesel bir savaşın engellenmesi için arabuluculuk yapmalıdır.