İsrail’in Lübnan’a yönelik hava ve kara saldırılarında can kaybı 3 bin 666’ya yükseldi. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail saldırılarında 15 binden fazla kişinin de yaralandığı belirtildi. Özellikle güney Lübnan ve Beyrut’un güney banliyölerinde yoğunlaşan çatışmalar, sivil kayıpların artmasına neden oluyor. İsrail ordusu, Hizbullah’ın mevzilendiğini iddia ettiği bölgelere yönelik tahliye emirleri yayımlarken, bu durum yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler, Lübnan’da 1,2 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini ve insani durumun giderek kötüleştiğini duyurdu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırının ardından tırmanışa geçti. Hizbullah, Gazze’deki savaşa destek olarak İsrail’e yönelik roket ve füzeli saldırılar başlatırken, İsrail de karşılık olarak Lübnan’ın güneyine yoğun hava saldırıları düzenledi. Eylül 2024’te İsrail, Lübnan’a kara harekâtı başlattığını duyurdu. Bu süreçte İsrail ordusu, Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, sivil halkı belirli bölgelerden tahliye etmeye çağırdı.
Lübnan’daki çatışmalar, 2006’daki savaştan bu yana en şiddetli düzeye ulaştı. Hizbullah’ın roket saldırılarının yanı sıra İsrail’in hava saldırıları, sivil altyapıyı da hedef alıyor. Hastaneler, okullar ve su şebekeleri büyük hasar görmüş durumda. Dünya Sağlık Örgütü, Lübnan’da sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini bildirdi.
Bölgesel boyut
Lübnan’daki çatışmalar, Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş endişesini de beraberinde getiriyor. İran, Hizbullah’ın başlıca destekçisi konumunda. Tahran, İsrail’in saldırılarının devam etmesi halinde müdahalede bulunabileceği sinyallerini veriyor. ABD ise bölgede askeri varlığını artırarak İsrail’e destek mesajı veriyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), tarafları ateşkese çağırırken, uluslararası toplumun çatışmaları durdurmaya yönelik diplomatik çabaları henüz sonuç vermedi. Mısır ve Katar’ın arabuluculuk girişimleri de şu ana kadar başarısız oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin Ortadoğu politikası ve güvenliği açısından önemli riskler barındırıyor. Türkiye, bölgede insani krizin derinleşmesi ve savaşın yayılması halinde ortaya çıkacak göç dalgasından etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek ve Hizbullah ile dolaylı ilişkileri, Ankara’nın İsrail ile gerilim yaşamasına neden olabilir. Ekonomik olarak Lübnan’daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetlerini de etkileyebilir. Türkiye, bu çerçevede diplomatik girişimlerini sürdürmekte ve bölgesel barış için çaba harcamaktadır.