İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik hava saldırılarında sivil altyapıyı hedef almasını 'ağır bir savaş suçu' olarak nitelendirerek uluslararası toplumu bu saldırılara karşı harekete geçmeye çağırdı. Tahran yönetimi, ABD'nin son günlerde Yemen'in başkenti Sana ve diğer bölgelerde düzenlediği hava operasyonlarında elektrik santralleri, su tesisleri ve hastaneler gibi sivil tesislerin vurulduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, bu saldırıların uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu vurgulayarak, 'Sivil altyapıya yönelik bu tür saldırılar, savaş suçu teşkil eder ve failleri uluslararası mahkemelerde hesap vermelidir' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), 15 Mart 2025 tarihinden itibaren Yemen'deki İran destekli Husilere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığını duyurdu. CENTCOM, operasyonların Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına misilleme olarak düzenlendiğini açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Husilere yönelik operasyonlarımız, onların Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ticaretini tehdit etmesine bir yanıttır. Sivil kayıpları en aza indirmek için elimizden geleni yapıyoruz, ancak İran'ın vekil güçlerine tolerans göstermeyeceğiz' dedi.
Ancak Yemen'deki sağlık yetkilileri, ABD saldırılarında bugüne kadar en az 53 sivilin hayatını kaybettiğini, 98 kişinin yaralandığını bildirdi. Husilere ait El-Mesira televizyonu, saldırılarda Sana'daki bir elektrik santrali ile Hudeyde ilindeki bir su arıtma tesisinin tamamen tahrip olduğunu görüntülerle yayınladı. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise, saldırılar sonucunda iki milyondan fazla insanın elektriksiz kaldığını ve içme suyu sıkıntısı yaşadığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın suçlaması, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığına yönelik artan uluslararası eleştirilerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD operasyonlarını kınayarak 'sivillerin korunmasının uluslararası hukukun temel bir gerekliliği olduğunu' vurguladı. Çin ise taraflara itidal çağrısı yaparken, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, 'sivil altyapıya yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu' belirtti ancak Husilere de uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise ABD'nin Husilere yönelik askeri operasyonlarına desteklerini yinelerken, bu saldırıların bölgesel istikrara katkı sağlayacağını savundu.
Kızıldeniz'deki güvenlik durumu ise kritik bir hal almış durumda. Husiler, Kasım 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki olarak Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde 100'den fazla ticari gemiye saldırı düzenledi. Bu saldırılar nedeniyle küresel tedarik zincirlerinde aksamalar yaşanırken, uluslararası nakliye şirketleri rotalarını Ümit Burnu'na yönlendirmek zorunda kaldı. CENTCOM, Husilerin saldırı kapasitesini sınırlamak için operasyonların devam edeceğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Yemen bölgesindeki stratejik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Kızıldeniz'de deniz güvenliğinin sağlanması ve ticaret yollarının açık tutulması konusunda hassasiyet taşıyor; ancak sivil altyapının hedef alınmasını da endişeyle izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce Husilere yönelik operasyonlara temkinli yaklaştığı ve Tahran ile diplomatik temasları sürdürdüğü biliniyor. Kızıldeniz'deki kriz, Türk ihracatının önemli bir bölümünü oluşturan Avrupa ve Uzak Doğu bağlantılı deniz ticaretini olumsuz etkiliyor. Türkiye'nin, hem kendi deniz güvenliğini hem de Yemen'deki insani durumu gözeten dengeli bir politika izlemesi bekleniyor; ancak sivil kayıpların artması, Ankara'nın uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenmesine yol açabilir.