İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Perşembe akşamı için planlanan hava saldırılarını iptal ettiğini açıklamasının hemen ardından, savaşın kapsamını genişletme tehdidinde bulundu. Tahran yönetiminden yapılan açıklamada, ABD'nin 'savaşın sınırlarını daraltma' girişimlerine karşılık, İran'ın çatışmayı bölgeye yayma kapasitesine sahip olduğu vurgulandı. Bu gelişme, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin durma noktasına geldiği ve Körfez'de gerilimin tırmandığı bir dönemde yaşandı. ABD'nin askeri seçenekleri masadan kaldırmadığı, ancak Trump'ın son anda saldırı emrini durdurması, iki ülke arasındaki krizin diplomasi yoluyla çözülme ihtimalini gündeme getirdi.
Trump'tan son dakika kararı: Saldırı iptal edildi
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe akşamı için planlanan İran'a yönelik hava saldırılarını iptal ettiğini duyurdu. Trump, kararının gerekçesi olarak 'orantısız bir kayıptan kaçınma' amacını gösterdi. Beyaz Saray kaynaklarına göre, saldırı planı İran'ın askeri tesislerini hedef alıyordu ancak Trump, '150 kişinin öleceği' yönündeki istihbarat raporları sonrası operasyonu durdurdu. Bu karar, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının askeri boyutunun sınırlarını sorgulatırken, Tahran yönetimini tehdit dilini sertleştirmeye itti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, yaptığı açıklamada, 'ABD'nin askeri maceralarının bölgeyi istikrarsızlaştıracağını' belirterek, 'İran, meşru müdafaa hakkını her koşulda kullanacaktır' ifadelerini kullandı. Musevi, Trump'ın saldırıyı iptal etmesini 'bir zafer olarak görmediklerini', ancak bunun 'ABD'nin güçsüzlüğünün bir göstergesi olduğunu' iddia etti. Bu açıklamalar, İran'ın müzakerelere dönüş için bir kapı aralamadığı, aksine mevcut gerginliği sürdürme niyetinde olduğu şeklinde yorumlandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Körfez'de yangın riski
İran'ın savaşı genişletme tehdidi, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgesel aktörler arasında endişe yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafsızlık politikalarını korumaya çalışırken, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek ve Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, petrol piyasalarında dalgalanmalara neden oldu. Analistler, İran'ın asimetrik savaş taktikleriyle ABD ve müttefiklerine karşı koyabileceğini, ancak doğrudan bir askeri çatışmanın bölgeyi içinden çıkılmaz bir krize sürükleyebileceğini vurguluyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya, tarafları itidale çağırırken, Çin'in de arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğu bildirildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise acil bir oturum talebi gündeme gelirken, ABD'nin veto yetkisi nedeniyle yaptırım kararı çıkması beklenmiyor. Uzmanlar, mevcut durumun 'kontrollü bir gerilim' olarak devam edebileceğini, ancak her iki tarafın da kırmızı çizgilerinin net olmadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın savaşı genişletme tehdidi ve ABD'nin saldırı planını iptal etmesi karşısında dikkatli bir denge politikası izlemek durumunda. Türkiye, İran'la enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında doğrudan etkilenebilecek bir ülke olarak, iki taraf arasındaki gerilimin silahlı çatışmaya dönüşmemesi için diplomatik girişimlerini artırabilir. Ayrıca, ABD'yle NATO müttefiki olarak ilişkilerini sürdüren Türkiye, İran yaptırımlarına uyum konusunda baskı altında kalabilir. Bölgesel istikrarın bozulması halinde, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve sınır ötesi terör tehditleri artabilir.