İran Sağlık Bakanlığı, ABD'nin 27 Haziran'dan bu yana İran'a yönelik düzenlediği hava saldırılarında 53 kişinin hayatını kaybettiğini, 592 kişinin yaralandığını duyurdu. Bakanlık Halkla İlişkiler ve Enformasyon Merkezi Başkanı Hüseyin Kermanpur, saldırılarda ölen ve yaralananların sayısını açıklarken, can kayıplarının ve yaralanmaların çoğunun sivil vatandaşlardan oluştuğunu belirtti. Kermanpur, ABD'nin hava saldırılarının ülkenin çeşitli bölgelerinde gerçekleştiğini ve saldırılarda kullanılan mühimmat türlerine ilişkin detaylı bilgi vermedi. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre, Bakanlık yetkilisi, yaralıların bir kısmının hastanelerde tedavi altına alındığını, bir kısmının ise ayakta tedavi edildiğini bildirdi.
ABD-İran gerginliği tırmanıyor
ABD'nin İran'a yönelik son hava saldırıları, iki ülke arasında uzun süredir devam eden gerginliğin en kanlı bölümlerinden birini oluşturuyor. Saldırıların, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçlerle mücadele kapsamında mı düzenlendiği netlik kazanmazken, iki ülke arasında yıllardır süren diplomatik krizin askeri bir boyut kazandığı görülüyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi döneminde uygulanan maksimum baskı politikası, İran'ın petrol ihracatını hedef alan yaptırımlar ve askeri güç gösterileriyle devam etmişti. Biden yönetimi ise İran'la nükleer anlaşma müzakerelerine geri dönme sinyali vermiş ancak süreç sonuçsuz kalmıştı. Bölgede İran destekli Husi milisler ve İsrail ile yaşanan çatışmalar da gerginliği körüklerken, ABD'nin doğrudan İran topraklarına düzenlediği bu saldırılar, yeni bir cephe açma riski taşıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Saldırılar, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, Ortadoğu'nun genel güvenlik mimarisini de etkiliyor. İran'ın Körfez ülkeleri, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki etkisi nedeniyle bu çatışmanın yayılma potansiyeli yüksek. İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'ye karşı misilleme sözü verirken, bölgede ABD askeri üsleri ve müttefiklerine yönelik saldırıların artması bekleniyor. Uluslararası toplum, tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, sivillerin hedef alınmasını kınadı ve tarafları itidale davet etti. Rusya ve Çin ise ABD'ye tepki göstererek, saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini savundu. Avrupa Birliği, diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif ederken, İsrail sessizliğini koruyor. ABD'den henüz resmi bir açıklama gelmezken, askeri yetkililerin saldırıların gerekçesine ilişkin perde arkasında çalışmalarını sürdürdüğü belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışması Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, hem İran'la kara sınırı ve ticari ilişkileri, hem de ABD ile NATO müttefiki olması nedeniyle hassas bir denge politikası yürütüyor. Saldırıların sürmesi, İran'dan Türkiye'ye olası bir mülteci akını, enerji sektöründe aksamalar ve terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetlerinin artması gibi riskleri beraberinde getirebilir. Ayrıca Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığı ve İran'ın bu ülkelerdeki nüfuzu, çatışmanın derinleşmesi halinde Ankara'yı yeni güvenlik tedbirleri almaya zorlayabilir. Ekonomik cephede ise petrol fiyatlarının yükselmesi ve İran ile ticaretin daralması, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Türk yetkililer, iki tarafı da sakinleştirici bir dil kullanarak arabulucu rol üstlenmeye çalışsa da, doğrudan askeri çatışma Türkiye'nin bölgesel istikrar vizyonunu tehdit ediyor.