İran, Amerika Birleşik Devletleri ile nükleer programına ilişkin müzakerelerin Pakistan'ın arabuluculuğunda devam ettiğini resmen duyurdu. Tahran yönetimi, doğrudan diplomasi yürütülemediği için Pakistan'ı aracı olarak kullandıklarını belirtti. Bu açıklama, iki ülke arasında dolaylı yollardan süren temasların varlığını teyit eden en somut adım olarak kayıtlara geçti. Görüşmelerin içeriği ve kapsamı hakkında detaylı bilgi verilmezken, özellikle nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi konularının masada olduğu tahmin ediliyor.
Gelişmenin arka planı
İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmeler, 2018 yılında ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı çekilmesinin ardından kesintiye uğramıştı. Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte müzakereler yeniden başlamış, ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve bölgesel gerilimler süreci tıkamıştı. Pakistan'ın arabuluculuk rolü, özellikle 2023 yılından itibaren daha belirgin hale geldi. Pakistan Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, her iki ülkeyle de yakın ilişkilere sahip olduklarını ve yapıcı diyalog için çaba gösterdiklerini söylemişti. İran'ın bu açıklaması, Pakistan'ın arabuluculuğunun resmiyet kazandığı anlamına geliyor.
Görüşmelerin merkezinde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) denetimlerine ilişkin uyuşmazlıklar yer alıyor. İran, yaptırımların kaldırılması ve ekonomik iş birliğinin artırılması karşılığında nükleer faaliyetlerinde esneklik gösterebileceğini sinyallemişti. ABD ise İran'ın bölgesel politikalarına ve füze programına yönelik endişelerini dile getiriyor. Pakistan'ın bu süreçteki rolü, İslamabad'ın hem Washington hem de Tahran ile sürdürdüğü dengeli dış politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD görüşmeleri, sadece ikili ilişkileri değil, Ortadoğu'nun genel jeopolitik dengelerini de etkiliyor. İran'ın nükleer programına ilişkin bir anlaşma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini azaltabilir. Ayrıca, İsrail'in İran'a yönelik olası askeri müdahale planlarını da erteleyebilir. Pakistan'ın arabuluculuğu ise bu ülkenin bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendiriyor. İslamabad, Afganistan ve Hindistan ile yaşadığı gerginliklerin ardından İran-ABD ekseninde kendisine yeni bir diplomatik alan açmış oluyor.
Küresel ölçekte ise bu görüşmeler, enerji piyasalarını yakından ilgilendiriyor. İran'ın yaptırımlardan kurtulması, küresel petrol arzını artırarak fiyatları aşağı çekebilir. Ayrıca, İran'ın doğal gaz ihracatının önünü açması, Avrupa'nın Rus gazına alternatif arayışında yeni bir seçenek oluşturabilir. Ancak anlaşmanın sağlanması için İran'ın nükleer faaliyetlerinde somut adımlar atması ve ABD'nin güvence vermesi gerekiyor. Diplomatik kaynaklar, görüşmelerin önümüzdeki aylarda hız kazanabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD arasındaki dolaylı müzakereler ve Pakistan arabuluculuğu, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, hem İran'la enerji iş birliği yapmakta hem de ABD ile ittifak ilişkileri yürütmektedir. İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türk firmalarının İran pazarına erişimini kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, İran'ın nükleer anlaşma kapsamında statü kazanması, bölgesel güç dengesini değiştirebilir. Türkiye, bu süreçte kendisinin de arabulucu rolü oynayabileceği bir alan görmektedir. Ancak Pakistan'ın öne çıkması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu sınırlayıcı bir unsur olabilir. Ankara'nın süreci yakından takip etmesi ve kendi çıkarları doğrultusunda pozisyon alması beklenmektedir.