İran devlet medyası, İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin cenaze törenine katılması beklenen 13 ülkenin, ABD'nin yoğun diplomatik baskısı sonucu törene iştirak etmediğini öne sürdü. Orta Doğu merkezli haber sitesi Middle East Eye'ın aktardığına göre, bu durum Tahran yönetimi tarafından uluslararası alanda maruz kaldığı izolasyonun bir göstergesi olarak yorumlandı. Cenaze töreni, Hamenei'nin 1989'dan bu yana sürdürdüğü liderlik döneminin ardından İran'da büyük bir katılımla gerçekleşmişti. Ancak Tahran, törene beklenen uluslararası katılımın sağlanamamasından Washington'u sorumlu tutuyor.
Gelişmenin arka planı
İran medyasına göre, törene katılması muhtemel ülkeler arasında yer alan ve çoğunluğu Asya, Afrika ve Latin Amerika'dan oluşan 13 ülke, ABD'nin doğrudan diplomatik girişimleri ve yaptırım tehditleri sonucu katılımdan vazgeçti. Bu ülkeler arasında İran'a yakınlığıyla bilinen bazı devletlerin de bulunduğu belirtiliyor. İddiaya göre Washington, bu ülkelere, Hamenei'nin cenazesine katılmaları halinde ekonomik yaptırımlar veya diplomatik ilişkilerde ciddi gerileme ile karşılaşacakları uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "ABD'nin bu tür baskıları, uluslararası teamüllere ve egemen devletlerin iç işlerine müdahale niteliğindedir" ifadelerini kullandı. Cenaze törenine, aralarında Rusya, Çin ve Irak'ın da bulunduğu bazı ülkeler üst düzey temsilciler gönderirken, birçok ülke ise sadece başsağlığı mesajı yayımlamakla yetindi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İran'ın uluslararası alanda artan yalnızlığını ve ABD'nin bölgedeki nüfuzunu yansıtıyor. Özellikle son yıllarda İran'a yönelik yaptırımların ağırlaştırılması ve nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklar, Tahran'ın diplomatik manevra alanını daraltmış durumda. Cenaze törenine katılımın düşük olması, İran'ın uluslararası meşruiyetinin sorgulanmasına yol açabilecek bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Diğer yandan, ABD'nin bu tür baskıları, küresel güç mücadelesinde bir kez daha sert gücün (hard power) diplomatik süreçlerde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın katılımı, iki ülkenin İran ile stratejik ortaklıklarını sürdürme kararlılığını gösterse de, diğer ülkelerin çekimser kalması, ABD'nin etkisinin hâlâ güçlü olduğunu teyit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la tarihsel ve ekonomik bağları olan bir komşu ülke olarak bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Cenaze törenine katılımın düşük olması, İran'ın bölgesel ağırlığını kaybetme riskini artırabilir. Bu durum, Türkiye'nin hem enerji ithalatında İran'a bağımlılığı hem de Suriye ve Irak'taki bölgesel iş birliği açısından önemlidir. ABD'nin baskı politikası, Ankara'yı iki güç arasında denge kurmaya zorlayabilir. Türkiye, bir yandan ABD ile ittifak ilişkilerini sürdürürken diğer yandan İran'la ekonomik ve diplomatik ilişkilerini korumak durumundadır. Bu nedenle, Tahran'ın uluslararası alanda yalnızlaşması, Türkiye için yeni fırsatlar ve riskler doğurabilir; ancak Ankara'nın temel önceliği, bölgesel istikrarı korumak ve kendi çıkarlarını gözetmek olacaktır.