İran, 1 Şubat 2025 Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Orta Doğu savaşının sona erdirilmesi için yapılan barış anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürdü. Tahran, Washington'un İran topraklarına düzenlediği hava saldırılarına karşılık olarak Basra Körfezi'ndeki ABD askeri hedeflerine füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenledi. ABD ise İran'ı bölgede bir kargo gemisine saldırmakla suçlayarak gerginliğin tırmanmasına neden oldu. Karşılıklı suçlamaların ardından, iki ülke arasında askeri gerilim yeniden zirveye çıkarken, uluslararası toplum tarafları itidale çağırıyor.
Arka plan: Anlaşmadan çatışmaya
ABD ile İran arasında varılan ve Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaşın önlenmesini amaçlayan anlaşma, tarafların karşılıklı askeri operasyonlarını durdurmasını öngörüyordu. Ancak son haftalarda artan gerilim, anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulatıyor. Washington, 28 Ocak'ta İran'a ait olduğunu iddia ettiği bir kargo gemisinin Umman Denizi'nde ticari bir gemiye saldırdığını duyurdu. Buna karşılık ABD, İran'ın askeri tesislerine yönelik hava operasyonları başlattı. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "ABD'nin anlaşmaya aykırı saldırıları, meşru müdafaa hakkımızı kullanmamıza neden olmuştur. Misillemelerimiz orantılı ve hedeflidir" ifadeleri kullanıldı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın 31 Ocak'ta Körfez'deki ABD donanma gemilerine yönelik 12 adet balistik füze ve 20'den fazla İHA ile saldırı girişiminde bulunduğunu, ancak savunma sistemlerinin bu saldırıları başarıyla püskürttüğünü açıkladı. İran resmi haber ajansı İRNA ise saldırıların ABD'nin İran topraklarındaki askeri üslere yönelik bombalamalarına misilleme olduğunu duyurdu. Çatışmalarda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz net bir bilgi bulunmazken, bölgedeki ticari gemilerin seferlerini durdurduğu ve petrol fiyatlarının yükseldiği bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD çatışması, Ortadoğu'da İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. İran'ın Körfez'deki saldırıları, bölgedeki enerji nakil hatlarını tehdit ederken, Suudi Arabistan ve BAE, ABD'nin yanında yer alarak İran'a karşı ortak bir duruş sergiledi. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini yineleyerek, gerekirse askeri müdahalede bulunabileceğini ima etti. Rusya ve Çin, tarafları diyaloga çağırırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil bir toplantı düzenlemeye hazırlanıyor.
Ekonomik cephede, petrol fiyatları varil başına 85 doların üzerine çıkarak küresel piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. Uzmanlar, çatışmanın uzaması halinde enerji arzında kesintiler yaşanabileceği ve bunun dünya ekonomisini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunun güvenliğini riske atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu gerilimde dikkatli bir denge politikası izlemek durumunda. Bir yandan komşusu İran ile ekonomik ve enerji bağları bulunan Türkiye, diğer yandan NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkisini sürdürüyor. Çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin, bölgesel istikrarı korumak ve enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlamak için hem ABD hem de İran ile diplomatik kanalları açık tutması bekleniyor.