İran, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda (UNGA) ABD'ye yönelik çarpıcı bir teklif sundu: Hürmüz Boğazı'nın yedi gün içinde açılması karşılığında savaşın sonlandırılması. Bu girişim, Tahran'ın Washington ile doğrudan müzakerelere hazır olduğunu gösteren en somut adım olarak değerlendiriliyor. Teklif, İran Dışişleri Bakanlığı tarafından UNGA oturumları sırasında ABD heyetine iletildi. İran, boğazın açılması için ABD'nin belirli koşulları yerine getirmesini şart koşuyor. Bu koşulların neler olduğu henüz kamuoyuna açıklanmadı, ancak diplomatik kaynaklar yaptırımların kaldırılması ve bölgedeki askeri varlığın azaltılmasının öncelikli talepler arasında olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. İran, son aylarda boğazı kapatma tehdidini sıkça dile getiriyordu. ABD ise bölgede askeri yığınak yaparak bu tehdide karşılık veriyordu. İran'ın BM Genel Kurulu'ndaki teklifi, gerilimi düşürmeye yönelik bir diplomatik açılım olarak yorumlanıyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'ta yaptığı konuşmada "adil bir barış için hazırız" mesajı verdi. Ancak ABD tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi. Beyaz Saray Sözcüsü, teklifi "değerlendirdiklerini" ancak İran'ın samimiyetini test edeceklerini söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, İran'ın geçmişte benzer vaatlerde bulunup yerine getirmediğini hatırlattı.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesiyle hem ekonomik yaptırımlardan kurtulmayı hem de bölgesel nüfuzunu meşrulaştırmayı amaçladığını belirtiyor. Tahran, nükleer programı nedeniyle uluslararası yaptırımlar altında ve ekonomik olarak zor günler geçiriyor. Hürmüz kartını kullanarak ABD'yi müzakere masasına çekmeye çalışıyor. Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, İran'ın bu girişimini endişeyle izliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "İran'a güvenilmez, bu bir tuzak olabilir" açıklamasında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın açılması, küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Boğazın kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 150 doları aşabileceği tahmin ediliyor. İran'ın teklifi, enerji fiyatlarını dengelemek isteyen ABD için cazip olabilir. Ancak Washington, İran'ın nükleer programı konusunda taviz vermeye yanaşmıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini "kırmızı çizgi" olarak tanımlıyor. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor.
BM Genel Kurulu'ndaki bu gelişme, İran'ın uluslararası toplumla diyalog arayışını gösteriyor. Ancak ABD-İran ilişkilerinde güven bunalımı derin. 2015 nükleer anlaşmasından ABD'nin tek taraflı çekilmesi sonrası ilişkiler kopma noktasına gelmişti. İran'ın yeni teklifi, bu buzları eritme potansiyeli taşıyor. Çin ve Rusya, İran'ın teklifini memnuniyetle karşıladığını açıkladı. AB ise "diyaloğu destekliyoruz" mesajı verdi. Türkiye de bölgede istikrarın korunması için taraflara itidal çağrısı yaptı.
Uzmanlar, İran'ın yedi günlük süre tanımasının bir müzakere taktiği olduğunu düşünüyor. Bu süre, ABD'nin hızlı karar vermesini zorlamak ve İran'a zaman kazandırmak için konulmuş olabilir. Ayrıca, İran'ın boğazı açma taahhüdü, askeri bir çatışmayı önleme amacı taşıyor. ABD'nin olası bir askeri müdahalesi, bölgede büyük bir savaşa yol açabilir. Bu nedenle diplomatik çözüm, tüm taraflar için en makul seçenek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden ABD'ye sunduğu teklif, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını İran'dan karşılıyor ve Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit ediyor. Boğazın kapanması durumunda petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkiler. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerilimin düşmesi, bölgesel istikrarı artırarak Türkiye'nin güvenlik endişelerini azaltabilir. Türkiye, her iki ülkeyle de dengeli ilişkiler yürütüyor ve diplomatik çözümü destekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir.