Irak'ın kuzeyindeki dağlık bölgelerde konuşlanmış İranlı Kürt muhalefet partileri, son haftalarda İran'ın artan askeri saldırılarının hedefi haline geldi. Tahran yönetimi, bu grupların ülke içindeki ayrılıkçı hareketleri desteklediğini ve İran sınırına sızan silahlı unsurlara lojistik sağladığını iddia ediyor. Ancak bombalanan kampların yöneticileri ve sözcüleri, İran'ın suçlamalarını reddederken, ABD'nin sağladığı iddia edilen askeri desteğin de gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Bu hassas denge, hem bölgesel jeopolitik gerilimleri hem de Kürt siyasi hareketinin geleceğini yakından ilgilendiriyor.
İran'ın saldırıları ve hedefleri
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), son aylarda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) sınırları içindeki İranlı Kürt muhalif grupların kamplarına yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları düzenledi. Saldırıların odağında Demokrat Parti-İran (KDPI), Komele ve PDKI gibi örgütler yer alıyor. Tahran, bu grupların İran'ın batı eyaletlerindeki Kürt nüfusu kışkırttığını ve ülke içindeki güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda rol oynadığını öne sürüyor. Irak merkezi hükümeti ise saldırıları kınarken, IKBY yetkilileri bölgesel bir çatışmanın eşiğinde olduklarını belirtiyor.
Kamplarda yaşayanlar, saldırıların sivil kayıplara yol açtığını ve insani yaşam koşullarını daha da zorlaştırdığını aktarıyor. Bombalamaların ardından bazı gruplar, yerleşim yerlerini yeniden konumlandırmak zorunda kaldı. Örgütlerin sözcüleri, saldırıların meşru müdafaa haklarını kullanmalarını engellemeye yönelik olduğunu savunuyor. Ancak uzmanlar, İran'ın bu operasyonlarla hem iç kamuoyuna hem de bölgesel aktörlere 'Kürt kartını' kullanma yeteneğini gösterdiğini belirtiyor.
ABD yardımı iddiaları ve muhalif grupların tutumu
ABD yönetiminin, İran'a karşı baskıyı artırmak amacıyla Irak'taki İranlı Kürt gruplara gizli yardım sağladığı yönündeki iddialar, bölgede sık sık gündeme geliyor. Ancak çoğu grup, bu iddiaları kesin bir dille reddediyor. KDPI ve Komele yetkilileri, bağımsızlıklarını koruduklarını ve herhangi bir dış gücün maşası olmadıklarını vurguluyor. Bu açıklamalar, özellikle İran'ın propaganda makinesinin hedefi haline gelen grupların, meşruiyetlerini korumak için verdikleri mücadelenin bir parçası olarak görülüyor.
Buna karşın, bazı bağımsız analistler, ABD'nin IKBY'deki varlığının ve İran karşıtı gruplara yönelik sempatisinin, bu grupların dolaylı olarak desteklendiği izlenimini yarattığını ifade ediyor. Ancak grupların batılı istihbarat örgütleriyle ilişkileri olduğu yönünde kanıtlanmış bir iddia bulunmuyor. Mevcut durumda, İranlı Kürt muhaliflerin önceliği, kendi topluluklarının güvenliğini sağlamak ve siyasi hedeflerini demokratik yollarla ifade etmek olarak öne çıkıyor.
Bölgesel yansımalar ve gelecek senaryoları
İran'ın Irak'taki operasyonları, sadece Kürt grupları değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. Türkiye, son dönemde kendi güvenlik kaygıları nedeniyle Irak'ın kuzeyine yönelik operasyonlar yürütüyor. Bu durum, İran ile Türkiye'nin zaman zaman çakışan çıkarlarını gündeme getiriyor. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilme süreci ve Irak'taki siyasi istikrarsızlık, bu kampların kaderini belirsizleştiriyor.
Uzmanlara göre, İran'ın bu saldırıları, Tahran'ın sınır ötesi güvenlik doktrininde önemli bir yer tutuyor. İran, PKK'nın İran kolu olan PJAK'a karşı da benzer yöntemlere başvurmuş, ancak son hedefler arasında daha çok klasik Kürt partileri yer alıyor. Bu saldırıların, İran ile Irak hükümeti arasındaki güvenlik işbirliği anlaşmalarına rağmen sürmesi, Bağdat'ın bu konudaki kısıtlı etkisini gözler önüne seriyor.
Gelecekte, İranlı Kürt grupların askeri varlıklarını koruyup koruyamayacağı, bölgesel güçlerin tutumuna bağlı. Grupların siyasi kanatları, Tahran'la diyalog kapısını açık tutmaya çalışırken, askeri kanatlar ise kendini savunma kapasitesini artırmanın yollarını arıyor. Bu hassas denge, Kürtlerin İran'daki hak mücadelesinin seyrini de belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK'ya yönelik operasyonlarını sürdürürken, İran'ın İranlı Kürt muhaliflere yönelik saldırıları, Ankara'nın bölgesel güvenlik stratejisini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. İran'ın bu operasyonları, Türkiye'nin de dahil olduğu sınır ötesi askeri müdahale modelini güçlendiriyor. Ancak Türkiye, İran'ın bu gruplara yönelik saldırılarının bölgede istikrarsızlığı artırabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca, İranlı Kürt grupların Türkiye'deki Kürt siyasetine etkisi sınırlı olsa da, bölgedeki dengelerin değişmesi Türkiye'nin Irak politikasında yeni denklemler yaratabilir. Türkiye'nin bu gelişmeleri, kendi güvenliği ve bölgesel istikrar açısından dikkatle izlemesi bekleniyor.