Irak Dışişleri Bakanlığı, İran'ın Bağdat Büyükelçisi Muhammed Kazım Al-i Sadık'ı, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle resmi olarak protesto etmek üzere bakanlığa çağırdı. Görüşmede, İranlı diplomatın, güneydeki Basra kentinin ismini kullanmak yerine coğrafi olarak tartışmalı olan 'Basra Körfezi' ifadesini tercih etmesi ve Bağdat isminin Farsça kökenli olduğuna dair bir iddiayı dile getirmesi ele alındı. Bu gelişme, Basra Körfezi'ni Hürmüz Boğazı üzerinden Umman Denizi'ne bağlayan ve bölgesel güçler arasında hassas bir dengeye sahip olan su yolu üzerindeki gerilimin arttığı bir dönemde yaşanıyor.
Diplomatik krizin perde arkası
Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Bakanlık Müsteşarı Ömer el-Berzenci, İran Büyükelçisi Muhammed Kazım Al-i Sadık ile bir araya geldi. Görüşmede, İranlı diplomatın sosyal medya platformlarında paylaştığı bir içerikte, Arap ülkelerinin ve uluslararası toplumun büyük bölümünün 'Basra Körfezi' olarak adlandırdığı su kütlesi için İran'da yaygın olarak kullanılan 'Fars Körfezi' ifadesine yer vermesi Irak tarafını rahatsız etti. Ayrıca, Al-i Sadık'ın paylaşımında Bağdat şehrinin isminin Farsça 'Bağ' (bahçe) ve 'Dat' (verilmiş) kelimelerinden türediğini ima etmesi, Irak'ın Arap kimliğine yönelik bir algı oluşturması nedeniyle tepki çekti.
Irak Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ahmed el-Sahaf, yaptığı açıklamada, 'Irak'ın egemenliğini ve ulusal kimliğini zedeleyici her türlü girişimi reddediyoruz. Bağdat, binlerce yıllık geçmişe sahip bir Arap-İslam şehridir ve bu tür iddialar tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir. Büyükelçi'ye, bu tür paylaşımların ikili ilişkilere zarar verebileceği konusunda gerekli uyarılar yapılmıştır' ifadelerini kullandı. Bakanlık kaynakları, görüşmenin sakin bir ortamda geçtiğini ve İranlı diplomatın konuya ilişkin anlayış göstereceğini ilettiğini aktardı.
Bu diplomatik gerilim, İran ile Arap ülkeleri arasında uzun süredir devam eden bir isimlendirme ihtilafının yeni bir yansıması olarak görülüyor. İran ve bazı Farsça konuşan topluluklar, tarihi olarak 'Fars Körfezi' olarak adlandırılan su kütlesi için bu ifadeyi kullanırken; Arap ülkeleri ve uluslararası kuruluşların büyük çoğunluğu 'Basra Körfezi' veya sadece 'Körfez' terimini tercih ediyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Hidrografi Örgütü gibi kurumlar da resmi belgelerde 'Basra Körfezi' adını kullanmaktadır.
Hürmüz'de gerilim ve bölgesel güç dengeleri
Yaşanan bu kriz, bölgede tansiyonun yükseldiği bir döneme denk geliyor. İran, son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik artan denetimler ve zaman zaman el koyma olaylarıyla gündeme geldi. Dünya ham petrol tedarikinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik boğaz, İran ile ABD ve müttefikleri arasındaki gerilimlerin odak noktası haline gelmiş durumda. Geçtiğimiz aylarda ABD'nin bölgeye ek askeri güç göndermesi, İran'ın da deniz kuvvetlerinde hareketliliği artırmasıyla birlikte, tarafsız gözlemciler olası bir çatışma ihtimalini masaya yatırıyor.
Uzmanlar, bu tür isimlendirme tartışmalarının aslında daha derin jeopolitik sürtüşmelerin bir yansıması olduğuna dikkat çekiyor. Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden (ORSAM) analist Mustafa Kaya, 'Körfez'in isimlendirilmesi sadece bir coğrafya meselesi değil; aynı zamanda bölgesel nüfuz mücadelesinin de bir parçası. İran, bu tür söylemlerle kendi tarihsel ve kültürel etkisini vurgularken, Arap ülkeleri de bu duruma tepki gösteriyor. Irak'ın bu konuda hassas olması, ülkenin hem Arap kimliğine vurgu yapma hem de İran'la dengeli ilişki kurma arayışının bir sonucu' değerlendirmesinde bulundu.
Irak, tarihsel olarak İran'la derin dini, kültürel ve ekonomik bağlara sahip. Ülkede yaşayan Şii nüfusun yoğunluğu ve İran'la olan sınır ticareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemini artırıyor. Ancak son yıllarda İran'ın bölgede artan nüfuzu, özellikle ABD yaptırımları altındaki İran ekonomisinin Irak üzerinden dolanma çabaları, Bağdat yönetimini zaman zaman zor durumda bırakıyor. Bu tür diplomatik restleşmeler, iki ülke arasındaki hassas dengenin korunması açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez bölgesindeki bu tür isimlendirme tartışmalarını yakından izlemekle birlikte, bu gelişmenin doğrudan Türk dış politikasını etkilediği söylenemez. Ancak bölgede İran ile Arap ülkeleri arasında yaşanan bu tür sürtüşmeler, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel denklemlerde istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji tedarikinin güvenliği, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hayati önemde. Bu nedenle Türkiye, taraflar arasında diyaloğu teşvik eden bir tutum sergiliyor. Ayrıca Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarına verdiği önem, Bağdat ile Tahran arasındaki bu tür gerilimlerin aşılmaması gerektiğini gösteriyor. Türkiye, bölgesel barışın korunması için yapıcı bir rol oynayabilir.