Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, önümüzdeki günlerde Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek. Bağdat yönetiminin bölgesel ilişkileri derinleştirme çabalarının bir parçası olan ziyaret, Türkiye ile enerji ve güvenlik alanlarında daha yakın iş birliği arayışının sinyali olarak değerlendiriliyor. Görüşmede, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, enerji projeleri ve terörle mücadele konularının ele alınması bekleniyor. Ancak özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından, Türkiye ile Bağdat arasındaki yakınlaşmanın Kürtlerin kazanımlarını zayıflatabileceği endişesi dile getiriliyor.
Ziyaretin Arka Planı ve İkili Gündem
Sudani'nin Ankara ziyareti, Irak Başbakanı'nın bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme turunun bir parçası. Daha önce Suudi Arabistan'a da giden Sudani, Riyad'da Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmüştü. Bu ziyaretler, Irak'ın yıllardır süren istikrarsızlık ve dış müdahalelerin ardından bölgesel bir aktör olarak yeniden konumlanma çabası olarak yorumlanıyor. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler, özellikle su kaynakları, PKK ile mücadele ve enerji nakil hatları gibi konularda karmaşık bir geçmişe sahip. Son dönemde ise iki ülke arasında, Kalkınma Yolu Projesi gibi büyük altyapı girişimleriyle ekonomik iş birliği ivme kazanmış durumda.
Görüşmelerde ana gündem maddelerinden biri, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı ortak tutum. Türkiye, sınır ötesi operasyonlarını sürdürürken, Bağdat yönetiminin PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmesi ve iş birliğini artırması Ankara tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Ayrıca, Irak'ın doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak boru hattı projeleri de masada. Bu projeler, hem Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi hem de Irak'ın enerji ihracatını çeşitlendirme arayışı açısından kritik.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Suudi Irak Yakınlaşması ve İran Faktörü
Sudani'nin Ankara ve Riyad ziyaretleri, Irak'ın bölgesel dengelerdeki konumunu güçlendirme stratejisinin bir yansıması. Irak, İran ile yakın ilişkileri ve ABD'nin askeri varlığı arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ile ilişkilerin geliştirilmesi, İran'ın nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Türkiye ile yakınlaşma ise, özellikle ekonomik ve enerji alanlarında bağımlılıkları çeşitlendirme amacı taşıyor. Ancak bu hamleler, Tahran'ın rahatsızlığına yol açabilir; zira Irak, İran'ın stratejik derinlik alanı olarak kabul ediliyor.
Öte yandan, Irak'taki Kürt yönetimi, Bağdat ile Ankara arasındaki yakınlaşmanın kendi özerklik kazanımlarını aşındırabileceği endişesini taşıyor. Özellikle Kerkük-Ceyhan Boru Hattı'nın statüsü ve petrol gelirlerinin paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıklar, Kürtlerin Brüksel'deki temsilcileri tarafından da dile getiriliyor. Türkiye'nin Bağdat merkezi yönetimiyle daha güçlü bağlar kurması, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (KBY) Ankara nezdindeki elini zayıflatabilir. Bu durum, Irak'ın federal yapısı içinde yeni gerilimlere yol açabilir. Bölgesel güç mücadeleleri, enerji hatlarının kontrolü ve etnik dengeler, bu ziyaretin perde arkasındaki başlıca dinamikler olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu ziyaret, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan diplomatik aktivizminin bir parçası. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bölgesel krizlerde arabuluculuk rolü üstlenme ve enerji koridoru oluşturma hedefleri doğrultusunda Irak ile ilişkileri güçlendirmesi stratejik önem taşıyor. Türkiye, PKK ile mücadelede Irak merkezi hükümetinin iş birliğini artırmayı umuyor. Ayrıca, Irak'ın doğalgazını Avrupa'ya taşıyacak boru hattı projeleri, Türkiye'nin enerji merkezi olma vizyonuna katkı sağlayabilir. Ancak bu yakınlaşmanın, Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetimiyle ilişkileri olumsuz etkilememesi ve bölgedeki etnik dengeleri bozmaması için dikkatli bir denge politikası izlenmesi gerekiyor. Türkiye'nin, hem Bağdat hem Erbil ile eş zamanlı ilişkilerini sürdürmesi, önümüzdeki dönemde dış politika açısından kritik bir sınav olacak.