Irak hükümeti, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Irak'taki askeri görevinin resmen sona erdiğini duyurdu. Bağdat yönetimi, koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından ülke genelinde güvenliğin sağlanması için kendi güvenlik güçlerinin tam kapasiteyle hazır olduğunu açıkladı. Bu gelişme, Irak'ın egemenlik vurgusunu pekiştirirken, bölgedeki güç dengelerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Koalisyonun Irak'taki Varlığı ve Çekilme Süreci
ABD öncülüğündeki koalisyon, 2014 yılında IŞİD'in Irak ve Suriye'de geniş topraklar ele geçirmesinin ardından oluşturulmuş ve Irak hükümetinin daveti üzerine ülkeye konuşlandırılmıştı. Koalisyonun ana görevi, IŞİD ile mücadelede Irak güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık, istihbarat ve hava desteği sağlamaktı. 2017'de IŞİD'in Irak'taki askeri varlığı büyük ölçüde sona erdirilse de koalisyon güçleri, kalan militanların temizlenmesi ve Irak ordusunun kapasitesinin güçlendirilmesi için ülkede kalmaya devam etti.
Ancak son yıllarda Irak parlamentosu ve bazı siyasi gruplar, koalisyonun varlığını sorgulamaya başladı. Özellikle 2020'de ABD'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlediği suikastle öldürmesinin ardından Irak meclisi, yabancı askerlerin ülkeden çekilmesi yönünde karar almıştı. Süreç, taraflar arasındaki müzakerelerle yavaş ilerledi.
ABD ile Irak arasında yürütülen görüşmeler sonucunda koalisyonun görevinin aşamalı olarak sona erdirilmesi ve güvenlik sorumluluğunun tamamen Irak güçlerine devredilmesi kararlaştırıldı. Son aşamada, koalisyonun Irak'taki askeri varlığı sembolik düzeye indirildi ve nihayet görevin sona erdiği açıklandı.
Irak Güvenlik Güçlerinin Kapasitesi ve Bölgesel Dengeler
Irak Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, koalisyonun ayrılmasının ardından ülke genelinde güvenliğin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alındığını duyurdu. Irak güvenlik güçleri, son yıllarda IŞİD'e karşı kazandıkları deneyim ve koalisyonun sağladığı eğitim sayesinde önemli ölçüde güçlendi. Ancak uzmanlar, Irak ordusunun hâlâ istihbarat, hava gücü ve lojistik alanlarında dış desteğe ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Irak'ta faaliyet gösteren Şii milis güçleri (Haşdi Şabi) ve Kürt Peşmerge güçleri arasındaki koordinasyon sorunları, güvenlik mimarisinin en kırılgan noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Koalisyonun çekilmesiyle birlikte bu gruplar arasındaki denge ve Bağdat merkezi hükümetinin otoritesi daha da kritik hale gelecek.
Bölgesel aktörler açısından ise İran, Irak'taki etkisini artırmak için fırsat kolluyor. ABD'nin askeri varlığının sona ermesi, Tahran'ın Bağdat üzerindeki siyasi ve askeri nüfuzunu derinleştirebileceği yorumlarına yol açtı. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise Irak'taki dengenin İran lehine bozulmasından endişe ediyor. Türkiye ise Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı yürüttüğü sınır ötesi operasyonlar ve Bağdat ile yürüttüğü güvenlik iş birliği açısından süreci yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin Irak'a yönelik güvenlik ve dış politikasını doğrudan etkiliyor. PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki varlığına karşı yürütülen operasyonlar ve Bağdat ile geliştirilen iş birliği, koalisyon sonrası dönemde daha da önem kazanacak. Irak merkezi hükümetinin güçlenmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadelesi açısından kritik. Ayrıca İran'ın Irak'taki nüfuzunun artması, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu zorlaştırabilir. Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklerken, PKK ve DEAŞ gibi tehditlere karşı askeri ve diplomatik araçlarını koordineli kullanmaya devam edecek.