Irak, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesinin tamamlanmasının ardından 'Egemenlik Günü'nü kutlamaya başladı. Bağdat ve diğer kentlerde düzenlenen gece etkinlikleriyle başlayan kutlamalar, dört günlük resmi tatil boyunca sürecek. Irak hükümeti, bu tarihi adımı ülkenin tam egemenliğine kavuşması olarak nitelendiriyor.
Çekilme süreci ve arka planı
ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilme süreci, 2020 yılında Irak Parlamentosu'nun yabancı askerlerin ülkeden çıkarılmasını talep eden kararıyla hız kazandı. Ocak 2020'de Bağdat'ta ABD'nin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'ye yönelik düzenlediği suikastın ardından Irak Meclisi, tüm yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunmuştu. Müzakereler sonucunda 2021 yılında muharebe görevlerinin sona ermesi kararlaştırıldı ve kalan askerler danışmanlık ve eğitim görevlerine geçti. Nihayet 2024 yılı sonunda, koalisyonun Irak'taki varlığını resmen sona erdirdiği açıklandı.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, çekilmenin tamamlanmasını 'ulusal bir zafer' olarak nitelendirdi. Sudani, yaptığı açıklamada, "Irak artık kendi güvenliğini sağlayacak kapasiteye sahiptir. Bu gün, egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın simgesidir" dedi. Hükümet, 10 Aralık'ı 'Egemenlik Günü' ilan ederek dört günlük tatil başlattı.
Çekilme süreci boyunca Irak güvenlik güçleri, DEAŞ ile mücadelede önemli mesafe kat etti. 2017'de DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasının ardından Irak ordusu ve peşmerge güçleri, kalan hücrelerle mücadeleyi sürdürdü. Koalisyon güçlerinin hava desteği ve istihbarat paylaşımıyla elde edilen kazanımların, çekilme sonrası korunup korunamayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek bir gelişme. İran, çekilme sürecini kendi nüfuz alanını genişletmek için bir fırsat olarak görüyor. Son yıllarda Irak siyasetinde ve ekonomisinde ağırlığını artıran İran, Şii milis güçleri aracılığıyla ülkedeki etkisini pekiştirmiş durumda. ABD'nin askeri varlığının sona ermesi, Tahran'ın Bağdat üzerindeki baskısını daha da artırabilir.
Öte yandan, DEAŞ tehdidi tamamen ortadan kalkmış değil. Irak ve Suriye'nin kırsal bölgelerinde hâlâ aktif olan örgüt, çekilme sonrası güvenlik boşluğundan faydalanabilir. Bu durum, bölgesel istikrar açısından risk oluşturuyor. ABD Savunma Bakanlığı, Irak'taki askeri varlığını sonlandırsa da bölgedeki diğer üslerde (Katar, Bahreyn, Kuveyt) konuşlanmayı sürdüreceğini açıkladı.
Irak'ın egemenlik vurgusu, diğer Orta Doğu ülkeleri için de bir emsal teşkil edebilir. Suriye'deki ABD varlığı, Yemen'deki Suudi liderliğindeki koalisyon ve Libya'daki yabancı güçler, benzer tartışmaların odağında. Irak'ın bu adımı, bölgede yabancı askeri varlığa karşı artan kamuoyu baskısını yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika hedefleri açısından karmaşık sonuçlar doğurabilir. Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı yürütülen operasyonlar, koalisyon güçlerinin istihbarat ve hava desteğiyle yakından ilişkiliydi. Çekilme sonrası bu desteğin azalması, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını zorlaştırabilir. Öte yandan, İran'ın Irak'taki nüfuzunun artması, Türkiye'nin bölgesel dengelerde karşı karşıya olduğu jeopolitik rekabeti derinleştirecek. Türkiye, Irak merkezi hükümetiyle ilişkilerini güçlendirerek ve yerel aktörlerle diyalog kurarak bu geçiş döneminde etkisini korumaya çalışacaktır. Ayrıca, enerji koridorları ve ticaret yollarının güvenliği, Türkiye'nin ekonomik çıkarları için kritik önemde.