Bloomberg'in Londra'da düzenlediği özel bir etkinlikte konuşan eski Başbakanlık Müsteşarı Alastair Campbell ve Muhafazakâr Parti'nin önde gelen isimlerinden Sir Jacob Rees-Mogg, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'ne yeniden katılma olasılığını tartıştı. Tartışmanın temelini, Ipsos tarafından yayımlanan ve Britanyalı yetişkinlerin çoğunluğunun AB'ye yeniden katılmaktan yana olduğunu gösteren bir anket oluşturdu. Brexit referandumunun üzerinden yedi yıl geçmişken, kamuoyu yoklamaları ülkenin AB ile ilişkilerine dair tutumun değiştiğine işaret ediyor.
Brexit Sonrası Kamuoyu Değişiyor
Ipsos anketi, katılımcıların yüzde 55'inin Birleşik Krallık'ın AB'ye yeniden katılması yönünde oy kullanacağını ortaya koydu. Bu oran, Brexit'in hemen ardından yapılan anketlerde kaydedilen desteğin belirgin şekilde üzerinde. Anket, özellikle genç seçmenler arasında AB yanlısı tutumun güçlü olduğunu, 18-34 yaş aralığında bu oranın yüzde 70'lere ulaştığını gösteriyor. Campbell, bu verilerin “Britanya'nın Avrupa'daki yerini yeniden düşünmesi gerektiğinin açık bir işareti” olduğunu söyledi. Öte yandan Rees-Mogg, Brexit'in “başarısızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini” savunarak, anket sonuçlarının dönemsel hoşnutsuzluğu yansıttığını iddia etti. Ekonomistler ise Brexit'in ticaret, yatırım ve işgücü piyasası üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. İngiltere Merkez Bankası verilerine göre, Brexit sonrası dönemde ülke ekonomisi, benzer AB ülkelerine kıyasla yüzde 5-6 oranında daha yavaş büyüdü.
Siyasi Kutuplaşma ve Gelecek Senaryoları
Bloomberg etkinliğinde konuşan isimler, yeniden katılma sürecinin siyasi açıdan son derece karmaşık olacağı konusunda hemfikirdi. Campbell, “Bir referandum olsa kazanırız, ancak bu bir gecede olmaz. Müzakereler yıllar alır ve AB'nin de şartları olacaktır” dedi. Rees-Mogg ise yeniden katılımın “egemenlikten vazgeçmek anlamına geleceğini” ve bunun Britanya halkı tarafından kabul edilmeyeceğini söyledi. İki siyasetçinin tartışması, ülkedeki derin siyasi kutuplaşmayı da gözler önüne serdi. Anket sonuçları, İskoçya ve Londra gibi bölgelerde AB desteğinin yüksek olduğunu, buna karşın İngiltere'nin bazı kırsal bölgelerinde Brexit yanlısı tutumun hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Bu bölünme, yeniden katılım ihtimalinin siyasi partiler arasında ciddi bir ayrışmaya yol açabileceğine işaret ediyor.
Ekonomik ve Ticari Boyut
AB'ye yeniden katılım tartışmaları, ticaret engelleri ve düzenleyici uyum sorunlarını da gündeme getiriyor. Brexit sonrası uygulamaya konulan gümrük kontrolleri ve sağlık standartları, özellikle gıda ve ilaç sektörlerinde maliyetleri artırdı. Birleşik Krallık İstatistik Ofisi'ne göre, AB'ye ihracat 2020-2023 döneminde yüzde 16 azaldı. Öte yandan, AB'ye yeniden katılım halinde Britanya'nın ortak tarım politikası ve balıkçılık kotaları gibi hassas konularda taviz vermesi gerekebilir. Uzmanlar, olası bir referandumun sonucu ne olursa olsun, ülkenin AB ile ilişkilerini yeniden tanımlaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın AB'ye yeniden katılması halinde, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir dinamik ortaya çıkabilir. Büyük bir ekonomi ve önemli bir ticaret ortağı olarak Birleşik Krallık'ın AB içindeki ağırlığı, genişleme politikalarını etkileyebilir. Özellikle Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi Türkiye'nin öncelikleri, Britanya'nın AB'ye dönüşüyle farklı bir boyut kazanabilir. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın AB'ye yeniden katılımının NATO ve Avrupa güvenlik mimarisi üzerinde de etkileri olacaktır. Ankara, bu süreci yakından izleyerek olası fırsat ve risklere karşı hazırlıklı olmalıdır.