Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Sudan'da insani yardım sisteminin finansman sıkıntısı ve acil yardım malzemelerinin neredeyse tükenmesi nedeniyle haftalar içinde çökebileceği uyarısında bulundu. IOM Genel Direktörü Amy Pope, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Artık sırtımızı dönemeyiz" diyerek uluslararası topluma acil çağrıda bulundu. Ülke, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki iç savaşın pençesinde ve dünyanın en büyük yerinden edilme krizine sahne oluyor.
İnsani krizin arka planı
Sudan'da 15 Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkeyi kaosa sürükledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 8 milyondan fazla insan yerinden edildi; bunların 6 milyonu ülke içinde, 2 milyonu ise komşu ülkelere sığındı. IOM, özellikle Darfur ve Hartum çevresinde yoğunlaşan çatışmaların insani erişimi neredeyse imkânsız hale getirdiğini belirtiyor.
Ülkedeki sağlık sistemi çökmüş durumda. Hastanelerin yalnızca yüzde 20'si kısmen faaliyet gösterebiliyor. Kolera, kızamık ve sıtma salgınları hızla yayılıyor. Gıda güvenliği verilerine göre, 18 milyon insan akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya; 5 milyon kişi ise acil yardıma muhtaç. IOM, temel ilaç ve tıbbi malzeme stoklarının tükenmek üzere olduğunu, yakıt sıkıntısı nedeniyle su pompalarının çalışmadığını raporluyor.
Finansman açığı ise kritik boyutta. BM'nin Sudan için 2024 yılında talep ettiği 2,7 milyar dolarlık insani yardım fonunun sadece yüzde 30'u karşılandı. IOM, elindeki kaynakların gelecek birkaç hafta içinde tükeneceğini, bunun sonucunda gıda dağıtımı, barınma ve sağlık hizmetlerinin tamamen durabileceğini açıkladı. Pope, "Eğer şimdi harekete geçmezsek, insani yardım sistemi çökecek ve milyonlarca insan hayatta kalmak için daha da çaresiz kalacak" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki kriz, yalnızca ülke sınırlarını aşan bir insani felakete dönüşmüş durumda. Mısır, Çad, Güney Sudan, Etiyopya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne sığınan yüz binlerce mülteci, bu ülkelerin sınırlı kaynakları üzerinde ek baskı oluşturuyor. Özellikle Çad, 1 milyondan fazla Sudanlı mülteciye ev sahipliği yapıyor. IOM, bu ülkelerde de insani ihtiyaçların hızla arttığını, ancak uluslararası fonların yetersiz kaldığını vurguluyor.
Küresel düzeyde ise Sudan krizi, diğer acil bölgelerle (Gazze, Ukrayna, Yemen) birlikte insani yardım kaynakları için rekabet ediyor. Batılı ülkelerin dikkati Ukrayna ve Gazze'ye odaklanmış durumda; Körfez ülkeleri ve Asya'dan gelen katkılar ise sınırlı. BM yetkilileri, Sudan'ın "unutulmuş bir kriz" haline geldiğini, bunun da çatışmanın daha da uzamasına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açacağını belirtiyor.
Ayrıca, Sudan'daki çatışma, Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki jeopolitik dengeleri de etkiliyor. RSF'nin dış destekçileri (özellikle BAE üzerinden) ve Sudan ordusunun Mısır, Türkiye gibi ülkelerle ilişkileri, krizi daha da derinleştiriyor. İnsani erişimin engellenmesi, savaş suçu boyutunda iddiaları gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki insani çöküş, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisi ve istikrar politikaları açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Sudan'da tarihsel olarak aktif bir aktör; TİKA ve Kızılay üzerinden yardım faaliyetleri yürütüyor, ayrıca Sudan ordusuyla savunma işbirliği bulunuyor. İnsani sistemin çökmesi, Türkiye'nin yardım operasyonlarını zorlaştıracak, mülteci akınını artırarak Mısır ve Çad üzerinden Avrupa'ya yönelik göç baskısını yükseltecektir. Türkiye, hem insani krizin hafifletilmesi hem de bölgesel istikrarın korunması için uluslararası fon sağlayıcılarla işbirliğini artırmalı; aksi halde kriz, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'deki güvenlik risklerini derinleştirecektir.