ABD liderliğindeki Irak ve Şam İslam Devleti'ne (DEAŞ) karşı yürütülen Inherent Resolve Operasyonu, 30 Eylül'de resmen sona eriyor. Kuzey Irak'ta kalan ABD askerlerinin çekilmesiyle birlikte, 2014'ten bu yana süren uluslararası koalisyon misyonu kapanıyor. Operasyon, Ekim 2014'te DEAŞ'ı hedef almak üzere ortakları bir araya getiren Birleşik Müşterek Görev Gücü – Inherent Resolve (CJTF-OIR) adıyla kurulmuştu.
Operasyonun Arka Planı ve Kapsamı
Inherent Resolve Operasyonu, DEAŞ'ın Irak ve Suriye'de geniş topraklar ele geçirdiği ve Musul gibi büyük şehirleri tehdit ettiği bir dönemde başlatıldı. ABD öncülüğünde 80'den fazla ülkenin katıldığı koalisyon, DEAŞ'ın "halifelik" iddiasını çökertmeyi ve bölgede istikrarı sağlamayı amaçladı. Operasyon kapsamında Irak ve Suriye'de binlerce hava saldırısı düzenlendi, yerel güçlere eğitim ve danışmanlık sağlandı. 2019'da DEAŞ'ın fiziki varlığı büyük ölçüde sona erdirildi, ancak örgüt hücre yapılanmasına geçerek saldırılarını sürdürdü.
ABD'nin Irak'taki asker sayısı operasyon boyunca dalgalandı; en yoğun dönemde 5.000'in üzerinde asker bulunuyordu. Son yıllarda bu sayı 2.500'e kadar düştü. Irak hükümeti ile yapılan anlaşma çerçevesinde, kalan askerlerin Eylül sonuna kadar çekilmesi kararlaştırıldı. Suriye'de ise ABD'nin varlığı daha sınırlı olup, esas olarak PKK/YPG bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile işbirliği yapıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Operasyonun sona ermesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini doğrudan etkileyecek. DEAŞ'ın yeniden canlanma riski, özellikle Irak ve Suriye'deki güvenlik boşluğu endişelerini artırıyor. ABD'nin çekilmesiyle bölgede Rusya, İran ve Türkiye gibi aktörlerin etkinliğinin artması bekleniyor. Irak merkezi hükümeti, DEAŞ kalıntılarına karşı kendi güvenlik güçlerine güvenmek zorunda kalacak. Suriye'de ise rejim güçleri, Rusya ve İran destekli milisler ile SDG arasındaki çatışma dinamikleri daha da karmaşıklaşabilir.
NATO ve Avrupa ülkeleri, DEAŞ ile mücadelede eğitim misyonlarını sürdürme niyetini açıkladı. Ancak ABD'nin liderlik rolünü azaltması, koalisyonun etkinliğini sorgulatıyor. Bölgede DEAŞ'ın ideolojik etkisini yitirmediği, gizli hücreler aracılığıyla saldırı kapasitesini koruduğu belirtiliyor. BM raporlarına göre, Irak ve Suriye'de 10.000 civarında DEAŞ militanı hâlâ aktif.
Operasyonun sona ermesi, aynı zamanda ABD'nin "sonsuz savaşlar"dan çekilme politikasının bir yansıması. Washington, stratejik odağını Çin ve Rusya'ya kaydırırken, Orta Doğu'da daha az maliyetli ve dolaylı bir güvenlik yaklaşımı benimsiyor. Ancak bu durum, bölgesel müttefikler arasında güven kaybına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Inherent Resolve Operasyonu'nun sona ermesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. ABD'nin çekilmesiyle Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'nin kontrolündeki bölgelerde güç boşluğu oluşabilir; Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak için ek askeri önlemler almak zorunda kalabilir. Öte yandan, DEAŞ'ın yeniden güçlenme ihtimali, Türkiye'nin uzun süredir mücadele ettiği terör tehdidini artırabilir. Irak merkezi hükümetiyle işbirliği ve sahada kendi güvenlik mekanizmalarını kurmak kritik önemde. Ayrıca ABD'nin bölgeden çekilmesi, Türkiye'nin Rusya ve İran ile olan dengeli ilişkilerini daha da önemli kılıyor.