Eritre ve Etiyopya, Kızıldeniz'de patlak vermesi beklenen yeni bir çatışma nedeniyle karşılıklı olarak büyükelçiliklerini kapatma kararı aldı. Her iki ülke de diplomatik misyonlarını kapatarak personelini geri çekiyor. Bu adım, 2018'deki barış anlaşmasına rağmen iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden gerginleştiğini gösteriyor. Kızıldeniz'deki liman anlaşmazlıkları ve bölgesel güç mücadelesi, tarafları savaşın eşiğine getirmiş durumda.
Arka Plandaki Gerilim: Liman Anlaşmazlığı ve Tarihsel Düşmanlık
Eritre ve Etiyopya arasındaki ilişkiler, 1998-2000 yılları arasında yaşanan ve yaklaşık 80 bin kişinin ölümüne yol açan sınır savaşından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor. 2018'de Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile imzaladığı barış anlaşması, Abiy'e Nobel Barış Ödülü kazandırmıştı. Ancak bu barış, kalıcı bir çözüm getirmedi. Etiyopya, denize erişimi olmayan bir ülke olarak, Eritre'nin limanlarını kullanma konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Abiy yönetimi, Assab limanına doğrudan erişim talep ederken, Eritre bu talebi egemenliğine tehdit olarak görüyor. Son aylarda iki ülke arasında yapılan müzakereler sonuçsuz kaldı ve karşılıklı suçlamalar arttı.
Büyükelçiliklerin kapatılması, diplomatik kanalların tamamen tıkandığını gösteriyor. Eritre, Etiyopya'nın Tigray bölgesindeki eski müttefikleriyle ilişkilerini yeniden gözden geçirirken, Etiyopya da Eritre'yi istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. Bölgesel uzmanlar, iki ülkenin de savaş hazırlığı yaptığına dair işaretler olduğunu belirtiyor. Eritre ordusunun sınır bölgesine asker yığdığı, Etiyopya'nın ise yeni silah alımları yaptığı iddia ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz'de Güç Mücadelesi
Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Son dönemde Yemen'deki Husi saldırıları nedeniyle zaten gergin olan bölge, şimdi de Eritre-Etiyopya çatışmasıyla yeni bir krizle karşı karşıya. Kızıldeniz'in güvenliği, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Asya arasındaki ticareti doğrudan etkiliyor. Bölgede Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi aktörlerin de çıkarları bulunuyor. Mısır, Nil suyu anlaşmazlığı nedeniyle Etiyopya ile zaten karşı karşıya. BAE, Eritre'de askeri üs bulunduruyor ve Etiyopya ile de yakın ilişkileri var. Suudi Arabistan ise Kızıldeniz'in doğu yakasında istikrarı korumaya çalışıyor. Bu durum, olası bir çatışmanın vekalet savaşına dönüşme riskini artırıyor.
Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yapıyor. ABD, AB ve BM, diplomatik çözüm için çaba harcıyor. Ancak 2018 barış anlaşmasının mimarı olan ABD'nin bölgedeki etkisi son yıllarda azaldı. Çin ve Rusya'nın bölgeye artan ilgisi, denklemi daha da karmaşık hale getiriyor. Çin, Etiyopya'da büyük altyapı yatırımlarına sahipken, Rusya Eritre'de bir lojistik üs kurma arayışında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'de artan gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Türk dış politikası, hem Eritre hem de Etiyopya ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışıyor; ancak olası bir çatışma, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını zora sokabilir. Türk müteahhitlik firmaları Etiyopya'da önemli projeler yürütüyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi her yıl artıyor. Ayrıca Türkiye, Kızıldeniz'deki deniz ticareti güvenliğine önem veriyor; çatışma, Süveyş Kanalı trafiğini aksatarak küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk yapma potansiyeli bulunuyor, ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik bunu zorlaştırıyor. Ankara, denge politikası izleyerek hem Eritre hem de Etiyopya ile diyaloğunu sürdürmeli ve Birleşmiş Milletler çatısı altında barışçıl çözüm çağrılarını desteklemeli.