İngiltere’nin Batı Yorkshire bölgesindeki Bradford kentinde, Blessings Kreşi’nin işletmecisi 45 yaşındaki Liz Thompson, sabahları ebeveynlerin çocuklarını bırakıp arabalarından iner inmez ‘ölü insan kokusu’ nedeniyle midesi bulanarak uzaklaştığını anlatıyor. Thompson’ın kreşinin hemen yanı başındaki bir araziye, gece yarısı kamyonlarla kaçak olarak dökülen ve ayrışmaya başlayan çöpler, bölge sakinlerinin kabusu haline gelmiş durumda. Bu olay, İngiltere’nin dört bir yanında hızla artan yasadışı atık sorununun yalnızca bir örneği. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, geçtiğimiz günlerde bu soruna karşı kapsamlı bir mücadele başlatacağını duyurdu. Ancak uzmanlar ve yerel yetkililer, organize suç örgütlerinin bu karlı sektördeki etkinliği karşısında mevcut yasal ve operasyonel kapasitenin yetersiz kaldığı konusunda ciddi endişeler taşıyor.
Arka plan: Kaçak atık, organize suçun yeni gözdesi
İngiltere’de yasadışı atık bertarafı, son yıllarda organize suç örgütleri için düşük riskli ve yüksek kazançlı bir faaliyet alanı haline geldi. Çevre Ajansı verilerine göre, ülkede her yıl yaklaşık 34 milyon ton atığın yasa dışı yollarla bertaraf edildiği tahmin ediliyor. Bu rakam, resmi atık yönetimi sektörünün cirosunun milyarlarca sterlin olduğu düşünüldüğünde, kaçak piyasanın büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Lisanslı tesislere atık bırakmanın maliyeti ton başına 100 sterlini aşarken, kaçak döküm yapanlar bu maliyeti neredeyse sıfıra indiriyor; kar marjları uyuşturucu ticaretini bile geride bırakabiliyor.
Bradford’daki vaka, bu sorunun toplum sağlığına doğrudan etkisini gösteriyor. Kreşin pencerelerinin hemen önünde biriken çöp dağları, sıçan ve haşere istilasına yol açarken, koku nedeniyle çocukların açık havada oynaması bile artık mümkün değil. Liz Thompson, yetkililere defalarca şikayette bulunduğunu ancak hiçbir sonuç alamadığını belirtiyor: ‘Her seferinde aynı cevabı alıyoruz: ya işlem yapılıyor ya da konu başka bir birime havale edildi. Bu, organize bir suç ağının işi; bunu tek başına bir kreş sahibi çözemez.’
Burnham’ın açıkladığı yeni plan, bu tür olayların önüne geçmek amacıyla atık taşıyan kamyonlar için dijital takip sistemi kurulmasını, kaçak döküm noktalarına kamera yerleştirilmesini ve belediyeler arası istihbarat paylaşımını içeriyor. Ayrıca, yasadışı atık suçlarına verilen cezaların artırılması ve mahkemelerin bu davalara öncelik vermesi için hükümete çağrı yapılacak. Ancak bağımsız çevre danışmanı Dr. Sarah Roberts, bu önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını savunuyor: ‘Bu suçlar genellikle kara para aklama ve diğer organize suç faaliyetleriyle iç içe geçmiş durumda. Yetkililerin bu ağlara karşı etkili olabilmesi için özel dedektifler ve siber suç uzmanlarından oluşan özel bir birim kurulması gerekiyor. Ayrıca, cezalar caydırıcı değil; çoğu fail ya para cezasıyla kurtuluyor ya da toplum hizmetine mahkum ediliyor.’
Sorunun bölgesel ve küresel boyutu
İngiltere’deki yasadışı atık sorunu, yalnızca yerel bir çevre meselesi olmaktan çoktan çıktı. Sınır aşan atık kaçakçılığı, Avrupa genelinde benzer bir tablo çiziyor. Avrupa Birliği’nin Çevre Ajansı (EEA) raporlarına göre, AB ülkeleri arasında her yıl milyonlarca ton atık, yasa dışı yollarla taşınıyor. Özellikle İngiltere’nin Brexit sonrası AB atık nakliye mevzuatından çıkması, ülkeyi uluslararası atık suçlarına karşı daha savunmasız hale getirdi. Sektör analistleri, İngiltere’nin artık katı AB denetimlerine tabi olmadığı için kaçak atık ihracatının arttığını belirtiyor.
Bu sorunun küresel boyutu ise daha vahim. Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere, özellikle Güneydoğu Asya ve Afrika’ya yönelik yasadışı atık sevkiyatları, uluslararası toplumun gündeminde önemli bir yer tutuyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre, dünya genelinde her yıl 50 milyon ton civarında elektronik atık (e-atık) yasadışı olarak sınır ötesine taşınıyor. Bu atıkların büyük kısmı, yerel çevre ve insan sağlığına ciddi zararlar veren geri dönüşüm tesislerinde işleniyor. Uzmanlar, İngiltere’deki bu sorunun kökten çözülmesinin yalnızca ulusal düzeyde değil, uluslararası işbirliğiyle mümkün olabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa’dan yasadışı atık ithalatı konusunda son yıllarda sık sık gündeme gelen ülkelerden biri. Özellikle plastik atık ithalatındaki artış, çevre örgütleri tarafından eleştiriliyor. Bu haber, Türkiye’nin kendi atık yönetimi politikalarını gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca, Türk yetkililerin bu tür organize suç ağlarına karşı uluslararası istihbarat paylaşımına önem vermesi ve Avrupa Birliği ile çevre mevzuatını uyumlaştırması, hem ülke içindeki yasadışı atık sorununu hem de sınır ötesi kaçakçılığı engellemek açısından kritik önem taşıyor. Türkiye’nin, AB’nin yeşil mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi süreçlerdeki konumu, bu alandaki işbirliğini daha da anlamlı kılıyor.