İngiltere hükümeti, artan borçlanma maliyetleriyle başa çıkmak için mali kurallarında değişikliğe gidiyor. Başbakan Rishi Sunak ve Maliye Bakanı Jeremy Hunt, altyapı yatırımlarını korumayı taahhüt ederken, borç seviyesini düşürme hedefinden ödün veriyor. Ekonomistler, bu hamlenin piyasalarda güven kaybına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Artan Borç Yükü ve Mali Kural Değişikliği
İngiltere'nin kamu borcu, pandemi sonrası destek paketleri ve enerji krizi nedeniyle rekor seviyeye ulaştı. 2023 sonu itibarıyla borç/GSYH oranı %100'ü aştı. Faiz oranlarındaki küresel artış, borçlanma maliyetlerini yükselterek bütçe üzerinde baskı oluşturuyor. Hükümet, borcu beş yıl içinde düşürme kuralını gevşeterek altyapı harcamalarına alan açtı. Ancak bu karar, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası izleyen İngiltere Merkez Bankası ile çelişiyor.
Maliye Bakanı Hunt, "Altyapıya yatırım yapmadan büyümeyi sağlayamayız" diyerek kararı savunuyor. Muhalefet ise borç yükünün gelecek nesillere aktarıldığını belirtiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), İngiltere'nin mali alanını daralttığı konusunda uyardı.
Küresel Piyasalar ve Güven Faktörü
İngiltere tahvillerinin getirisi, ABD ve Almanya'ya kıyasla daha hızlı artıyor. Yatırımcılar, ülkenin mali disiplinden uzaklaşmasını risk olarak algılıyor. Sterlin, dolar karşısında değer kaybediyor. Bu durum ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu körükleyebilir. Öte yandan, altyapı yatırımları uzun vadede verimliliği artırabilir. Ancak etkilerin görülmesi yıllar alacak. Kısa vadede borç maliyeti, diğer kamu hizmetlerinden kısıntı yapılmasını gerektirebilir.
Avrupa Birliği ve ABD de benzer borç sorunlarıyla karşı karşıya. İngiltere'nin hamlesi, diğer ülkeler için emsal teşkil edebilir. Küresel ekonomide yavaşlama sinyalleri varken, mali gevşeme riskli bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin borç maliyeti ve mali kural değişikliği, Türkiye için dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye de yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele ederken, benzer şekilde altyapı yatırımlarını finanse etmek için borçlanma ihtiyacı duyuyor. Ancak İngiltere'nin aksine, Türkiye'nin borçlanma maliyeti risk primi nedeniyle çok daha yüksek. İngiltere'nin mali disiplinden taviz vermesi, uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere bakışını etkileyebilir. Ayrıca, sterlinin değer kaybı ve İngiltere'deki ekonomik yavaşlama, Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Türkiye, mali kurallarını gözden geçirirken piyasa güvenini korumaya özen göstermeli.