İngiltere’de son yıllarda pazar yerlerinde tezgâh açan gençlerin eğitim seviyesi çarpıcı biçimde yükseldi. Guardian gazetesine özel olarak paylaşılan verilere göre, bugün her dört pazar esnafından biri yüksek lisans, doktora veya tıp doktorası sahibi. 35 yaş altındaki pazar satıcıları arasında bu oran %20’ye ulaşıyor. Bu eğilim, geleneksel ‘beyaz yakalı’ işlerin cazibesini yitirdiği, esnek çalışma ve girişimciliğin öne çıktığı bir dönüşümün habercisi olarak değerlendiriliyor.
‘Beyaz yaka krizi’ ve alternatif kariyer arayışı
İngiltere’de pandemi sonrası dönemde ofis çalışma kültürü büyük bir sorgulamadan geçerken, birçok genç profesyonel kurumsal işleri bırakarak kendi işini kurmayı tercih ediyor. Araştırmaya imza atan National Market Traders Federation (Ulusal Pazar Esnafı Federasyonu) verilerine göre, 2023 yılında pazar lisansı başvuruları bir önceki yıla göre %35 arttı. Başvuranların büyük çoğunluğu daha önce finans, teknoloji veya akademik alanlarda çalışmış kişilerden oluşuyor. Örneğin Londra’nın Broadway Market’inde organik kahve satan 29 yaşındaki Emily Watson, biyokimya doktorasını tamamladıktan sonra ilaç şirketinde işe girmek yerine kendi kavurma işini kurduğunu belirtiyor. ‘Laboratuvarda geçen yıllar bana ürün geliştirme ve kalite kontrolü öğretti, şimdi bunu sokakta uyguluyorum’ diyor.
Veriler ayrıca bu dönüşümün sadece niş bir akım olmadığını, ülke genelinde yaygınlaştığını gösteriyor. Manchester, Birmingham ve Leeds gibi büyük şehirlerdeki pazarlarda yüksek eğitimli satıcı oranı 2019’da %12 iken 2024’te %23’e fırladı. En popüler ürün kategorileri arasında özel gıda ürünleri, el yapımı kozmetikler, vintage giyim ve sürdürülebilir ev aksesuarları yer alıyor. Uzmanlar, bu eğilimin artan yaşam maliyeti ve konut kriziyle de bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yüksek kiralar ve esnek çalışma imkânlarının azalması, gençleri düşük sermayeyle başlanabilen pazar tezgâhı gibi alternatif gelir modellerine yöneltiyor.
Küresel bir trendin yansıması
İngiltere’deki bu dönüşüm aslında küresel bir olgunun parçası. Amerika Birleşik Devletleri’nde de benzer bir eğilim gözleniyor; 2023 ABD Nüfus Sayımı verilerine göre, son beş yılda kurulan küçük işletmelerin %40’ı yüksek lisans veya doktora sahibi kişiler tarafından açıldı. Avrupa’da ise özellikle Almanya ve Hollanda’da ‘yüksek eğitimli esnaf’ kavramı yaygınlaşıyor. Berlin’deki Türk göçmenlerin yoğun olduğu pazarlarda bile bu dönüşüm izlenebiliyor. Ekonomistler, bu akımın arkasında dijitalleşmenin yarattığı iş gücü piyasası değişiklikleri, otomasyon tehdidi ve anlamlı iş arayışının yattığını belirtiyor. Ayrıca sosyal medyanın küçük işletmelere sağladığı görünürlük, pazar tezgâhını fiziksel bir noktadan çok daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşma platformuna dönüştürüyor.
Ancak uzmanlar, bu eğilimin beraberinde getirdiği risklere de dikkat çekiyor. Pazar tezgâhı işletmeciliği düzensiz gelir, mevsimsel dalgalanmalar ve fiziksel yorgunluk gibi zorluklar içeriyor. Ayrıca yüksek eğitimli girişimcilerin pazarlara girmesi, geleneksel esnafı rekabet açısından zorlayabilir. Yine de genel tablo, ekonominin en alt katmanında bile bilgi ve sermayenin birleştiği yeni bir girişimcilik modelinin doğduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki bu eğilim, Türkiye’de de benzer bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Türkiye’de yüksek eğitimli gençler arasında artan işsizlik ve düşük ücretler, birçok kişiyi esnaflık veya küçük ölçekli girişimciliğe yöneltiyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki semt pazarlarında, üniversite mezunu gençlerin organik ürün, el sanatları veya özel gıda satışı yaptığı görülüyor. Türkiye’nin dijitalleşme ve e-ticaret altyapısının gelişmesi, bu tür girişimlerin ölçeklenmesini kolaylaştırabilir. Ancak mevzuat engelleri, yüksek kira maliyetleri ve sosyal güvence eksikliği, bu modelin yaygınlaşmasını sınırlayan faktörler arasında. Türkiye’nin kendi koşullarına uygun politikalar geliştirmesi, genç girişimcilerin bu alana yönelmesini destekleyebilir.