Küresel hisse piyasaları, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyondaki yükselişe ilişkin faiz politikasına dair vereceği sinyaller öncesinde haftanın son işlem gününde çoğunlukla yükseldi. Yatırımcıların gözü, Warsh'ın Jackson Hole sempozyumunda yapacağı konuşmaya çevrilmiş durumda. Bu konuşmadan çıkacak mesajların, özellikle gelişmekte olan ülke piyasaları başta olmak üzere küresel para akışlarını doğrudan etkilemesi bekleniyor. ABD'de işsizlik maaşı başvurularındaki düşüş ve dayanıklı tüketim malları siparişlerindeki artış, ekonomik direncin sürdüğüne işaret ederken; bu durum Fed'in faiz indirimlerine ne kadar hızlı gidebileceği konusundaki belirsizliği artırıyor.
Fed Başkanı'nın Jackson Hole Konuşması ve Faiz Beklentileri
ABD Merkez Bankası Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole'da yapacağı konuşma, piyasa katılımcıları tarafından büyük bir dikkatle takip edilecek. Warsh'ın, enflasyonun yavaşlama hızı ve işgücü piyasasındaki soğumaya ilişkin değerlendirmeleri, önümüzdeki dönemde Fed'in faiz politikasının yönü hakkında ipuçları verebilir. Son açıklanan verilere göre ABD'de TÜFE yıllık bazda %3,2 artışla beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu durum, Fed'in yıl sonuna kadar iki kez faiz indirimine gidebileceği beklentilerini zayıflatmış, yatırımcıları temkinli olmaya itmişti.
Öte yandan Nvidia'nın dün açıkladığı güçlü ikinci çeyrek bilançosunun ardından teknoloji hisselerinde yaşanan iyimserlik, piyasalarda olumlu bir hava oluşturdu. Nasdaq endeksi günü %0,72'lik bir yükselişle tamamlarken, S&P 500 ve Dow Jones endeksleri de hafif artıda kapandı. Ancak bu iyimserliğin kalıcı olup olmayacağı, Fed'in mesajlarına bağlı olacak. Yatırımcılar, Warsh'ın güvercin (düşük faiz yanlısı) bir duruş sergilemesi durumunda piyasaların daha da yükselebileceğini, şahin (yüksek faiz yanlısı) bir duruş sergilemesi durumunda ise satışların yaşanabileceğini değerlendiriyor.
Fed'in Politikalarının Gelişmekte Olan Ülkeler ve Küresel Etkisi
ABD Merkez Bankası'nın faiz kararları, yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel piyasaları da doğrudan etkiliyor. Yüksek ABD faiz oranları, gelişmekte olan ülkelerden ABD doları cinsinden varlıklara sermaye çıkışına neden olabilir. Bu durum, bu ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesine ve enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle gelişmekte olan ülkeler, Fed'in politikalarını yakından izliyor.
Avrupa'da ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) de benzer bir sıkılaşma döngüsünü sürdürüyor. ECB'nin Eylül ayında faiz artırımına gideceği beklentileri, avro bölgesinde büyüme endişelerini artırıyor. Almanya'nın ihracat odaklı ekonomisi, küresel talepteki yavaşlama ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Bu tablo, küresel ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz politikası, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan etkili. Yüksek ABD faizleri, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor; Türk lirası da bu gelişmelerden etkilenebilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı rasyonel ekonomi politikalarına dönüş ve rezerv birikimi, bu tür dış şoklara karşı dayanıklılığı artırabilir. Warsh'ın şahin bir duruş sergilemesi durumunda gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının yavaşlaması, Türkiye’nin finansman koşullarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Fed'in faiz indirimlerine başlaması halinde bu durum Türkiye dahil gelişmekte olan piyasalara kaynak girişini hızlandırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin yurt içi dinamikleri güçlendirerek bu küresel belirsizliklere karşı hazırlıklı olması önemini koruyor.