İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), ABD merkezli veri analizi şirketi Palantir Technologies ile imzaladığı tartışmalı veri paylaşım anlaşmasında kamuoyunu yanıltıcı ifadeler kullanmakla suçlanıyor. Veri Denetleme Kurumu (ICO), NHS England'ın Palantir'in sağlık verilerine erişiminin faydalarına ilişkin iletişimlerinin "açık ve uygun şekilde etiketlenmesi" gerektiğini belirtti. ICO'nun uyarısı, Palantir'in Birleşik Krallık'ta pandemi sürecinde başlayan ve giderek genişleyen veri sözleşmesinin şeffaflık ve gizlilik endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Palantir ve NHS arasındaki tartışmalı anlaşma
Palantir, 2020 yılında COVID-19 pandemisi sırasında NHS ile ilk kez veri analizi hizmeti sağlamak üzere sözleşme imzalamıştı. Şirket, kısa sürede NHS'in hasta verilerine erişimini genişleterek yedi yıllık, 480 milyon sterlinlik bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, hastane kayıtlarından randevu sistemlerine kadar milyonlarca hastanın kişisel sağlık verilerinin Palantir'in bulut altyapısında işlenmesini öngörüyor. NHS yetkilileri, anlaşmanın sağlık hizmetlerinin verimliliğini artıracağını ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacağını savunuyor. Ancak eleştirmenler, hastaların rızası alınmadan verilerin özel bir şirkete devredilmesinin mahremiyet ihlali olduğunu ve verilerin ticari amaçlarla kullanılabileceği endişesini dile getiriyor.
ICO uyarısı ve şeffaflık talepleri
ICO, yaptığı inceleme sonucunda NHS England'ın Palantir projesinin faydalarını abarttığını ve riskleri yeterince açıklamadığını tespit etti. Kurum, özellikle veri paylaşımının gönüllülük esasına dayandığı izlenimi veren ifadelerin yanıltıcı olduğunu vurguladı. NHS'in iletişimlerinde 'açık ve uygun etiketleme' eksikliği olduğunu belirten ICO, bu tür uygulamaların veri koruma yasalarına aykırı olabileceği uyarısında bulundu. NHS England, ICO'nun tavsiyelerini dikkate alacağını ve iletişim materyallerini revize edeceğini açıkladı. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu adımın yetersiz olduğunu ve anlaşmanın tamamen feshedilmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle Palantir'in geçmişte ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimiyle yaptığı tartışmalı sözleşmeler, şirketin insan hakları kaygılarını artırıyor.
Küresel boyut: Veri paylaşımı ve özel sektör
Bu olay, kamu sağlık verilerinin özel şirketlere devredilmesi konusunda küresel bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Birçok ülke, pandemi sürecinde benzer veri paylaşım anlaşmaları imzalamış olsa da, bu anlaşmaların sürekliliği ve denetimi konusunda belirsizlikler devam ediyor. Avrupa Birliği, Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) çerçevesinde sağlık verilerinin korunmasına yönelik katı kurallar getirmiş durumda. Ancak Birleşik Krallık, Brexit sonrası kendi veri koruma yasalarını oluşturma sürecinde. Bu durum, Palantir gibi ABD merkezli şirketlerin İngiliz sağlık sistemine daha rahat nüfuz etmesine olanak tanıyor. Uzmanlar, veri paylaşımının şeffaf bir şekilde yapılmaması durumunda kamu güveninin ciddi şekilde zedeleneceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, verilerin silahlanma veya gözetim amaçlı kullanılma riski, etik tartışmaları derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık verilerinin yönetimi konusunda önemli dersler içeriyor. Sağlık Bakanlığı'nın e-Nabız gibi dijital platformları, benzer şekilde özel şirketlerle işbirliği potansiyeli taşıyor. Şeffaflık ve veri güvenliği standartlarının yüksek tutulmaması durumunda, hasta mahremiyeti ihlalleri ve verilerin ticari amaçlarla kullanılması riski ortaya çıkabilir. Türkiye'nin, Avrupa veri koruma normlarına uyum sağlama sürecinde bu tür vakaları dikkate alması, gelecekteki olası skandalları önleyebilir. Ayrıca, stratejik sektörlerde yabancı şirketlere bağımlılığın azaltılması ve yerli veri yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahiptir.