İngiltere'nin yasadışı İsrail yerleşimlerinden yapılan ticareti yasaklama kararına öncülük etmesinin ardından Londra ile Tel Aviv arasında diplomatik bir yarık büyüyor. İsrail, söz konusu yaptırımlara karşı misilleme adımları atmaya hazırlanırken, iki müttefik arasındaki ilişkiler son yılların en gergin dönemine girdi. İngiltere, Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret yasağını hayata geçiren ülkelerin başını çekiyor. Tel Aviv yönetimi ise bu adımı "orantısız ve dostane olmayan" bir hamle olarak nitelendirerek karşı önlemler alacağını duyurdu.
Yaptırımların Arka Planı ve İsrail'in Tepkisi
İngiltere'nin hamlesi, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen İsrail yerleşim birimlerinden gelen malların ülkeye girişinin yasaklanmasını içeriyor. Karar, İngiltere'nin Avrupa'daki müttefikleriyle koordineli bir şekilde attığı adımların bir parçası olarak görülüyor. İsrail Başbakanı ve Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda, bu tür yaptırımların "İsrail'e karşı ayrımcılık" anlamına geldiği ve ikili ilişkilere zarar vereceği vurgulandı. İsrail basınında yer alan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi İngiltere'ye yönelik diplomatik kanalları askıya almayı, üst düzey ziyaretleri iptal etmeyi ve ticari anlaşmaları gözden geçirmeyi değerlendiriyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı ise kararın "uluslararası hukuka uygunluk" ilkesine dayandığını savunuyor. Londra, yasadışı yerleşimlerin barış sürecine zarar verdiğini ve iki devletli çözümü baltaladığını belirtiyor. İngiliz yetkililer, yaptırımların İsrail devletine değil, yalnızca yasadışı yerleşim faaliyetlerine yönelik olduğunu ifade ediyor.
Diplomatik krizin derinleşmesiyle birlikte, İsrail'in İngiltere'ye yönelik olası misilleme adımları arasında İngiliz ürünlerine ek gümrük vergisi uygulanması, savunma işbirliğinin askıya alınması ve üst düzey temasların dondurulması bulunuyor. İsrail Maliye Bakanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Egemenliğimize yönelik her saldırıya karşılık vereceğiz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin bu adımı, Avrupa Birliği içinde de yankı buldu. Brüksel, yasadışı yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda daha önce karar almış olsa da, doğrudan bir ticaret yasağı konusunda üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Almanya ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri, İsrail ile ilişkilerin zedelenmemesi gerektiğini savunurken, İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler daha sert önlemler alınmasını destekliyor.
ABD yönetimi ise İngiltere'nin kararına temkinli yaklaşıyor. Washington, İsrail'in güvenliğine verdiği desteği yinelese de, yasadışı yerleşim faaliyetlerinin barış sürecine zarar verdiğini kabul ediyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Müttefiklerimiz arasındaki anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz" denildi.
Uluslararası hukuk uzmanları, İngiltere'nin adımının Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nın 2004 tarihli danışma görüşüne dayandığını hatırlatıyor. Söz konusu görüşe göre, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim yeri kurması uluslararası hukuka aykırı. Ancak pratikte yaptırımların uygulanması ve etkisi konusunda belirsizlikler sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yasadışı İsrail yerleşimlerine yönelik uluslararası yaptırımları uzun süredir destekliyor ve iki devletli çözümün savunucusu konumunda. İngiltere'nin öncülük ettiği bu adım, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşüyor. Ancak Ankara, Batı ülkelerinin yaptırım kararlarında samimi olup olmadığını sorguluyor. İngiltere-İsrail gerilimi, Türkiye'nin bölgesel diplomatik açılımları için bir fırsat yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme süreci, Batı'nın yaptırım hamlelerinden etkilenebilir. Enerji ve ticaret bağlamında Türkiye, Doğu Akdeniz'deki dengeleri yakından izlemek durumunda.