İngiltere, ülkede artan antisemitik saldırıların ardından İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve bağlı bir örgüte verilen desteği yasaklama kararı aldı. Pazartesi günü yürürlüğe giren düzenleme, hükümete devlet destekli vekil güçlerin kullanımını engelleme konusunda yeni yetkiler tanıyor. İngiliz istihbarat servisleri, son aylarda özellikle Londra ve çevresinde IRGC ile bağlantılı gruplar tarafından düzenlenen saldırılardan derin endişe duyuyor. Yasak, bu gruplara mali ve lojistik destek sağlayan kişi ve kuruluşları hedef alıyor.
Gelişmenin arka planı
Yeni yasak, İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın terörle mücadele kapsamında aldığı bir dizi önlemin parçası. Bakanlık yaptığı açıklamada, IRGC'nin Birleşik Krallık'ta Yahudi toplumuna yönelik tehditleri koordine ettiğine dair güvenilir istihbarat bulunduğunu belirtti. IRGC, 2019'dan beri İngiltere'de terör örgütü olarak listelenmiş durumda; ancak yeni düzenleme, örgütün yabancı bir devletin silahlı kuvveti statüsünde olması nedeniyle daha önce uygulanamayan bazı yaptırımları mümkün kılıyor.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, kararın 'ülkedeki Yahudi toplumunun güvenliğini sağlama' taahhüdü kapsamında alındığını söyledi. Hükümet ayrıca, IRGC ile bağlantılı olduğu belirtilen ve son aylarda Londra'da bir sinagog ile Yahudi işletmelerine yönelik saldırıları üstlenen 'Hizbullah'ın Birleşik Krallık kolu' olarak nitelendirilen bir grubu da hedef aldı. Söz konusu grup, İran rejiminin doğrudan talimatıyla hareket etmekle suçlanıyor.
İngiliz istihbarat kaynakları, IRGC'nin son iki yılda Avrupa genelinde bir dizi suikast girişimi ve kaçırma olayının arkasında olduğunu düşünüyor. Bu olaylar arasında Fransa ve Almanya'da İranlı muhaliflere yönelik planlanan saldırılar da bulunuyor. İngiltere, bu bağlamda İran'ın diplomatik misyonlarını kullanarak istihbarat faaliyetleri yürüttüğüne dair raporları da ciddiye alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu adımı, Batılı ülkelerin İran'ın vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlere karşı daha sert önlemler alma eğilimini yansıtıyor. ABD, Almanya ve Fransa da benzer şekilde IRGC'ye yönelik yaptırımları sıkılaştırma arayışında. Avrupa Birliği, İran'ın nükleer faaliyetleri ve insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım listesini genişletirken, İngiltere'nin bu adımı diplomatik baskının bir parçası olarak görülüyor.
İran ise bu tür adımları 'İslamofobik ve İran karşıtı' olarak nitelendiriyor. Tahran yönetimi, IRGC'nin meşru bir askeri güç olduğunu ve Batı'nın asıl amacının İran'ı zayıflatmak olduğunu savunuyor. Bununla birlikte, İngiliz istihbaratının belirttiği üzere, İran'ın vekil güçler kullanarak Avrupa'da operasyon yapması, ülkelerin egemenliğine doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Bu durum, NATO ve AB içinde İran'a karşı ortak bir tutum geliştirilmesi çağrılarını artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin IRGC'ye yönelik yasağı, Türkiye'nin İran ile olan karmaşık ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, İran'ın bölgedeki vekil güç kullanımından doğrudan etkilenen ülkeler arasında. Suriye, Irak ve Kafkasya'da İran destekli grupların faaliyetleri, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebiliyor. Ancak Türkiye, aynı zamanda enerji ithalatı ve ticarette İran'a bağımlı olduğu için Batı yaptırımlarına tam olarak katılmama eğiliminde. Bu nedenle, İngiltere'nin adımı Türkiye'yi, kendi çıkarları ile Batı ittifakı arasında denge kurmaya zorlayabilir. Yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'yi alternatif enerji kaynakları aramaya itebilir.