ABD'de yapılan bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların çoğunluğunun ABD-İran arasındaki savaşın uzun süreceğine inandığını ve mevcut ateşkesin kalıcı olmayacağını ortaya koydu. 1.019 ABD'li yetişkinle gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yarısı savaşın maliyetine değmediğini düşünüyor. Anket, çatışmanın ekonomik ve insani bedellerine dair endişelerin giderek arttığını gösteriyor.
Anketin Ayrıntıları ve Halkın Endişeleri
Ankete katılanların yaklaşık yüzde 60'ı, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının en az bir yıl daha süreceğini öngörüyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, savaşın ABD ekonomisine zarar verdiğini ve asker kayıplarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Savaşın başlangıcından bu yana petrol fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, Amerikan halkını doğrudan etkiliyor. Ankete göre, savaşın başlamasından bu yana hanehalkı gelirlerinde ortalama yüzde 5'lik bir düşüş yaşandı. Ayrıca, savaş karşıtı protestoların ülke genelinde arttığı ve halkın yüzde 45'inin hükümetin çatışmayı yönetme biçiminden memnun olmadığı kaydedildi.
Uzmanlar, mevcut ateşkesin kırılgan olduğuna dikkat çekiyor. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin durması ve bölgedeki vekil güçlerin faaliyetleri, yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Anket, Amerikalıların yüzde 55'inin hükümetin diplomatik çözüm arayışına daha fazla öncelik vermesi gerektiğini düşündüğünü ortaya koydu. Çatışmanın başlangıcından bu yana ABD'nin askeri harcamaları 200 milyar doları aşarken, İran'ın da benzer şekilde mali kayıplar yaşadığı tahmin ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran savaşı, Ortadoğu'da geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açtı. Irak ve Suriye başta olmak üzere bölge ülkeleri, çatışmanın doğrudan etkisi altında. Irak'ta son bir yılda sivil kayıpların yüzde 30 arttığı bildiriliyor. Yemen'deki iç savaş da bu çatışmayla bağlantılı olarak daha da karmaşık hale geldi. Küresel ölçekte ise petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve enerji güvenliği endişeleri, Avrupa Birliği ve Asya ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, enerji maliyetlerindeki artışla mücadele ediyor. Deniz ticareti yollarının güvenliği de risk altında; Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginlikler, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden oluyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, tarafları diyaloga çağırmaya devam ediyor. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, diplomatik çabaları baltalıyor. Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde İran lehine tutum alırken, ABD ve müttefikleri daha sert önlemler alınmasını istiyor. Bu kutuplaşma, uluslararası sistemdeki mevcut gerilimleri daha da derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran savaşının uzaması, Türkiye için sınır güvenliği, enerji maliyetleri ve bölgesel istikrar açısından kritik sonuçlar doğuruyor. Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığı ve İran sınırındaki gerginlikler, Türkiye'nin askeri önlemlerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ve Irak ile ticareti, yaptırımlar ve çatışma nedeniyle kesintiye uğrayabilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile diplomatik ilişkilerini dengelerken, bölgede artan mülteci akını ve terör tehdidiyle başa çıkmak zorunda kalabilir. Bu nedenle Ankara, çatışmanın sona erdirilmesi ve diplomatik çözüm için uluslararası girişimleri desteklemekte kararlı.