İngiltere hükümeti, İran'ı son dönemde ülkede artan antisemitik saldırılarla bağlantılı olmakla suçlayarak, İran Devrim Muhafızları'nı (IRGC) resmen terör örgütü listesine aldı. Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, bu adımın yeni çıkarılan bir yasa kapsamında hükümete ulusal güvenliği tehdit eden dış kaynaklı tehditlerle mücadele için ek yetkiler sağladığı belirtildi. Karar, Londra'da ve diğer büyük şehirlerde Yahudi toplumuna yönelik saldırıların artmasının ardından geldi. İngiliz istihbarat birimleri, bu saldırıların arkasında doğrudan veya dolaylı olarak İran'ın parmağı olduğuna dair kanıtlar topladıklarını açıkladı.
Gelişmenin arka planı
İran Devrim Muhafızları'nın terör listesine alınması, İngiltere'nin ulusal güvenlik stratejisinde yeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor. 2023'te kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası, hükümete yabancı devletlerin ve onların uzantılarının İngiltere'deki faaliyetlerini kısıtlama, mal varlıklarını dondurma ve seyahat yasağı uygulama gibi geniş yetkiler tanıyor. İçişleri Bakanı James Cleverly yaptığı açıklamada, "İran rejimi, sadece Orta Doğu'da değil, Avrupa'da da Yahudi karşıtı şiddeti körüklüyor. Bugünkü karar, ülkemizdeki Yahudi vatandaşlarımızın güvenliğini sağlama ve devlet destekli terörizme karşı net bir duruş sergileme kararlılığımızın bir parçasıdır" dedi. Karar, İngiltere'de faaliyet gösteren İran yanlısı gruplara yönelik olası polis operasyonlarının da önünü açıyor.
İngiltere'deki Yahudi toplumu, son iki yılda antisemitik olaylarda yüzde 70'lik bir artış yaşandığını rapor etmişti. Community Security Trust (CST) verilerine göre, 2023'te 2,000'in üzerinde antisemitik olay kaydedildi ve bunların önemli bir kısmı İran devletiyle bağlantılı ajanlar veya destekçiler tarafından gerçekleştirildi. İngiliz istihbaratı MI5, İran'ın Avrupa'da muhaliflere, gazetecilere ve Yahudi hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğine dair daha önce de uyarılarda bulunmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, Batılı ülkelerin İran'a yönelik artan baskısının bir parçası olarak görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri, 2019'da Devrim Muhafızları'nı terör örgütü ilan etmişti. İngiltere'nin bu adımı, Avrupa Birliği içinde de benzer bir yaptırım dalgasını tetikleyebilir. Özellikle Fransa ve Almanya, İran'ın Avrupa içindeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı daha sert önlemler alınmasını savunuyor. İran ise bu kararı "düşmanca ve yasa dışı" olarak nitelendirerek, misilleme yapacağını duyurdu. Tahran yönetimi, İngiltere'nin Orta Doğu'daki çıkarlarına zarar verme tehdidinde bulundu.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu gelişmenin İran'la nükleer müzakereleri daha da karmaşık hale getirebileceğini belirtiyor. İngiltere, Fransa ve Almanya (E3), 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılması için çaba sarf ediyor ancak İran'ın bölgesel faaliyetleri ve insan hakları ihlalleri nedeniyle bu girişimler tıkanmış durumda. Ayrıca, Hamas'ın 7 Ekim saldırıları sonrası İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, İran'ın vekil güçler aracılığıyla bölgedeki gerilimi tırmandırmasına neden oldu. İngiltere'nin bu kararı, İsrail ile dayanışmasını da pekiştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile kara sınırını paylaşan ve iki ülke arasında ticari ve enerji işbirliği bulunan bir ülke olarak bu gelişmeden doğrudan etkilenecektir. İngiltere'nin Devrim Muhafızları'nı terör listesine alması, Türkiye'nin İran'la ilişkilerinde daha dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektirebilir. Özellikle Kuzey Irak ve Suriye'de İran destekli grupların faaliyetleri, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Ayrıca, Batı'nın İran'a yönelik yaptırımlarının sıkılaşması, Türkiye'nin İran'la ticaretini olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi içinde antisemitizmle mücadele konusunda da bu karar, uluslararası normlara uyum çabaları açısından örnek teşkil edebilir. Ankara'nın bu süreçte hem Batı ile ilişkilerini hem de İran'la işbirliğini gözeten bir strateji izlemesi bekleniyor.