İngiltere hükümeti, 2050 yılına kadar havacılık sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarının daha önce tahmin edilenden %50 daha yüksek olacağını açıkladı. Hükümet, elektrikli uçaklar ve “sürdürülebilir havacılık yakıtları” (SAF) konusundaki beklentilerini önemli ölçüde düşürdü. Bu itiraf, ülkenin net sıfır hedefleri açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.
Hükümetin revize tahminleri
İngiltere Ulaştırma Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni verilere göre, 2050'de havacılık emisyonları 2019 seviyelerine kıyasla %50 daha fazla olacak. Önceki tahminlerde bu artışın %30 civarında kalacağı öngörülüyordu. Hükümet, elektrikli uçakların ticari olarak yaygınlaşmasının beklenenden çok daha yavaş ilerleyeceğini ve SAF üretiminin de istenen düzeye ulaşamayacağını kabul etti.
SAF, geleneksel jet yakıtına göre %70'e kadar daha az karbon emisyonu sağlayabiliyor ancak üretim maliyetleri yüksek ve mevcut üretim kapasitesi sınırlı. İngiltere hükümeti, 2025'e kadar SAF kullanımını %10'a çıkarmayı hedefliyordu; ancak bu hedefin tutturulması artık zor görünüyor.
Elektrikli uçaklar konusunda ise, batarya teknolojisindeki yavaş ilerleme ve altyapı eksiklikleri nedeniyle 2050'de bile kısa mesafeli uçuşlarda sınırlı bir kullanım öngörülüyor. Hükümet, bu nedenle uzun vadeli emisyon azaltım stratejisini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.
Küresel havacılık ve iklim hedefleri
Havacılık, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %2,5'ini oluşturuyor. Ancak sektörün büyüme hızı göz önüne alındığında, bu oranın önümüzdeki on yıllarda hızla artması bekleniyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2050'ye kadar net sıfır emisyon hedefi belirlemiş olsa da, ülkelerin taahhütleri ile gerçekleşen politikalar arasındaki uçurum giderek açılıyor.
İngiltere, 2019'da net sıfır emisyon hedefini yasalaştıran ilk büyük ekonomi olmuştu. Ancak havacılık emisyonlarındaki bu yeni projeksiyon, hedefin tutturulmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, hükümetin uçuş talebini yönetme, karbon fiyatlandırması ve demiryolu yatırımları gibi ek önlemler alması gerektiğini belirtiyor.
Çevre örgütleri, hükümetin havacılık sektörüne yönelik baskıyı artırması gerektiğini savunuyor. Greenpeace ve Extinction Rebellion gibi gruplar, özellikle kısa mesafeli uçuşların kısıtlanması ve gece uçuşlarına sınırlama getirilmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin havacılık emisyonlarındaki bu artış, küresel iklim politikaları üzerinde baskı oluştururken, Türkiye'nin havacılık sektörü için de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Avrupa Birliği'nin sınırda karbon düzenleme mekanizmasına (SKDM) uyum sağlamak zorunda. Havacılık emisyonlarının artması, AB'nin karbon fiyatlandırmasını genişletmesine yol açabilir ve Türk hava yolları için ek maliyetler anlamına gelir. Ayrıca, İngiltere'nin SAF ve elektrikli uçak hedeflerini düşürmesi, Türkiye'nin havacılıkta yeşil dönüşüm yatırımlarını gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye, kendi net sıfır hedefleri doğrultusunda havacılık emisyonlarını azaltmak için daha somut adımlar atmak durumunda kalabilir.