İngiltere'de 2020-2023 yılları arasında Covid-19 pandemisiyle mücadele kapsamında tedarik edilen kişisel koruyucu ekipmanların (KKD) yaklaşık 10 milyar sterlinlik kısmının kullanılamaz durumda olduğu ya da hiç kullanılmadığı ortaya çıktı. Ulusal Denetim Ofisi (NAO) tarafından yayımlanan raporda, hükümetin acil tedarik sürecinde yeterli ön inceleme yapmadan, yüksek fiyatlarla ve düşük standartlarda malzeme satın aldığı belirtildi. Rapora göre, stoklanan maskelerin yarısından fazlası son kullanma tarihi geçmiş ya da güvenlik standartlarını karşılamadığı için imha edilmek zorunda kalındı. Muhalefet partileri, hükümetin bu israfı karşısında istifa çağrıları yaparken, Sağlık Bakanlığı "pandeminin benzeri görülmemiş koşullarında hızlı hareket etme zorunluluğu" savunmasını yineledi.
Gelişmenin arka planı: Acil tedarik sürecindeki zafiyetler
Pandeminin ilk aylarında, özellikle Nisan 2020'de, küresel KKD piyasasında büyük bir talep patlaması yaşandı. İngiltere hükümeti, Sağlık Bakanlığı ve NHS bünyesinde hızlı bir tedarik mekanizması kurarak, normalde yıllık 500 milyon sterlin olan KKD bütçesini birkaç ayda 25 milyar sterline çıkardı. Ancak bu süreçte standart ihale prosedürleri askıya alındı ve birçok sözleşme, yeterli teknik değerlendirme yapılmadan doğrudan görevlendirme yoluyla verildi. NAO raporu, 2020 yılında satın alınan 1,8 milyar eldivenin yaklaşık yüzde 70'inin, 2021 yılında üretim standardı değişikliği nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini ortaya koydu. Benzer şekilde, 10 milyar adet maske stoklanmış ancak bunların çoğu cerrahi maske standardını taşımadığı için sağlık çalışanlarına dağıtılamamıştır. Rapor, ayrıca 2020'de 150 milyon sterlin ödenen bir milyon adet koruyucu tulumun, Avrupa standartlarına uygun olmadığı için hiç kullanılmadığını belirtiyor.
Hükümet yetkilileri, pandeminin başlangıcında küresel tedarik zincirlerinin çöktüğünü ve olağanüstü tedbirler almak zorunda kaldıklarını savunurken, NAO Başkanı Gareth Davies, "Pandemi koşulları risk almayı gerektirir, ancak bu kadar büyük bir israf kamu vicdanını rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştır" ifadesini kullandı. Muhalefetteki İşçi Partisi'nin Gölge Sağlık Bakanı Wes Streeting, "Bu paralarla binlerce hemşire işe alınabilir, hastanelerde bekleyen hasta listeleri eritilebilirdi" diyerek hükümeti sert şekilde eleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: KKD tedarikinde şeffaflık ve denetim eksikliği
İngiltere'deki bu skandal, sadece bir ülke örneği olmanın ötesinde, pandemi döneminde pek çok gelişmiş ülkenin karşılaştığı bir yönetişim sorununu gözler önüne seriyor. Almanya, Fransa ve ABD'de de benzer şekilde aşırı fiyatlandırma ve standart dışı ürün tedariki nedeniyle milyarlarca dolar israf edildiği raporlanmıştı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), pandemi sırasında KKD piyasasında yaşanan spekülasyon ve fırsatçılığın, birçok ülkede kamu sağlığı sistemlerini zor durumda bıraktığını belirtmişti. İngiltere örneği, özellikle acil durum tedarik yasalarının denetim mekanizmalarından yoksun olduğu durumlarda, kamu kaynaklarının nasıl kötüye kullanılabileceğine dair çarpıcı bir vaka çalışması niteliği taşıyor. Ayrıca, bu durum uluslararası tedarik zincirlerinde şeffaflık, kalite güvencesi ve fiyat denetimi gibi konuların ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Raporda, hükümetin tedarik sürecinde danışmanlık firmalarına ödediği ücretlerin de normalin çok üzerinde olduğu, bazı danışmanların saatlik 7 bin sterline kadar ücret aldığı tespit edilmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de benzer pandemi dönemi harcamalarının denetimine ilişkin soruları gündeme getiriyor. Türkiye'de de 2020-2021 yıllarında KKD ve tıbbi malzeme tedariki için kamu kaynakları yoğun şekilde kullanılmış, ancak Sayıştay raporları dışında kapsamlı bir bağımsız denetim yapılmamıştı. İngiltere'deki NAO gibi bir üst denetim kurumunun bu kadar ayrıntılı bir rapor yayımlaması, Türkiye'de benzer bir kurum olan Sayıştay'ın pandemi harcamalarına dair kapsamlı bir değerlendirme yapması yönünde kamuoyu talebini güçlendirebilir. Ayrıca, uluslararası tedarik piyasalarında disiplin sağlanması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin pandemi gibi kriz anlarında daha uygun fiyatlarla kaliteli ürünlere erişebilmesi açısından önem taşıyor.