İngiltere'nin plastik atıklarını Türkiye'ye gönderme pratiği, Adana'nın yoksul bölgelerinde ciddi bir çevre krizine yol açıyor. The Guardian'ın bu haftaki araştırmasına göre, Birleşik Krallık yılda 139 bin ton atığı Adana'nın Seyhan ve Yüreğir ilçelerine ihraç ediyor. Bu atıklar, büyük ölçüde geri dönüştürülemeyen plastiklerden oluşuyor ve bölgedeki çiftçiler, mikroplastikler, zehirli dumanlar ve molozlarla baş etmek zorunda kalıyor. Atık ithalatı, 'atık sömürgeciliği' olarak nitelendirilen bir uygulamayla, gelişmiş ülkelerin çevre sorumluluğunu gelişmekte olan ülkelere devrettiği bir sistemi gözler önüne seriyor.
İngiltere'nin plastik atıklarının Adana'ya akışı
Guardian'ın ortaya çıkardığı belgeler ve saha araştırmaları, İngiltere'nin 2023'te Türkiye'ye 139 bin ton atık gönderdiğini gösteriyor. Bu atıkların büyük kısmı, geri dönüşüm tesislerinde işlenmek üzere Adana'ya ulaşıyor. Ancak tesisler, gelen atıkların ancak bir kısmını geri dönüştürebiliyor; geri kalanı açık alanlarda yakılıyor ya da toprağa gömülüyor. Bu durum, bölgedeki hava ve toprak kirliliğini artırıyor. Adana'daki çiftçiler, tarlalarında plastik parçalarına rastladıklarını, sulama kanallarının atık molozlarıyla dolduğunu ve solunum yolu hastalıklarının arttığını belirtiyor. Yerel halk, yetkililerden ve İngiltere'den gelen atıkların denetlenmesini talep ediyor.
Atık ticaretinin küresel boyutu
Bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Gelişmiş ülkeler, Çin'in 2018'de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından atıklarını Güneydoğu Asya, Afrika ve Türkiye gibi ülkelere yönlendirdi. Ancak bu ülkelerin altyapısı, bu atıkları çevreye zarar vermeden işlemek için yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na göre, dünya genelinde plastik üretimi 1950'den bu yana 20 kat arttı ve bu atıkların sadece %9'u geri dönüştürülüyor. 'Atık sömürgeciliği' terimi, gelişmiş ülkelerin atıklarını gelişmekte olan ülkelere göndererek kendi çevre sorunlarını ihraç ettiği bu sistemi eleştiren aktivistler tarafından kullanılıyor. Bu uygulama, küresel eşitsizliklerin çevre üzerindeki yansıması olarak görülüyor ve uluslararası anlaşmalarda daha sıkı düzenlemeler yapılması gerektiği vurgulanıyor.
İngiltere'nin sorumluluğu ve uluslararası tepkiler
İngiltere hükümeti, atık ihracatının yasal olduğunu ve geri dönüşüm tesislerinin denetlendiğini savunuyor. Ancak çevre örgütleri, İngiltere'nin 'yeşil' imajının aksine, atıklarının büyük kısmının gelişmekte olan ülkelere gönderildiğini ve bu ülkelerde çevre felaketlerine yol açtığını belirtiyor. Avrupa Birliği, 2021'de plastik atık ihracatını sınırlayan yeni kurallar yürürlüğe koydu, ancak İngiltere, Brexit sonrası bu kurallara uymuyor. Türkiye'de ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, atık ithalatına ilişkin yeni yönetmelikler hazırladığını açıkladı. Sivil toplum kuruluşları, Türkiye'nin atık ithalatını tamamen yasaklaması veya en azından sert denetimler getirmesi gerektiğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin çevre politikaları ve uluslararası itibarı açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, atık ithalatıyla hem çevre kirliliğini artırıyor hem de Avrupa Birliği ile müzakerelerinde çevre standartları konusunda eleştirilere maruz kalıyor. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin 'yeşil dönüşüm' hedefleriyle çelişiyor ve ülkenin imajına zarar veriyor. Türkiye'nin uluslararası anlaşmalara taraf olması ve atık ithalatını denetlemesi, hem çevre hem de dış politika açısından önem taşıyor. Yerel halkın sağlığı ve tarım ekonomisi üzerindeki olumsuz etkiler ise acil önlem alınması gerektiğini gösteriyor.