LONDRA — İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 5 Temmuz 2024'te yaptığı ilk konuşmasında “istikrar ve yeniden inşa” vaadiyle iktidara gelmişti. Ancak yaklaşık iki yıl sonra, art arda gelen politika değişiklikleri, tartışmalı kararlar ve rekor düşük anket sonuçları nedeniyle koltuğu sallanıyor. Starmer, “siyasi kaosa son verme” sözüyle başbakanlık koltuğuna oturmuştu, fakat bugün geldiği nokta, ülkeyi yeni bir belirsizliğe sürüklüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Vaatler ve Ters Yüzler
Starmer'ın liderliğindeki İşçi Partisi, 2024 genel seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanmış ve 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarına son vermişti. Starmer, kampanya boyunca “halkın partisi” olacağını, şeffaflık ve hesap verebilirlik sözü vermişti. Ancak seçim sonrası, özellikle ekonomik vaatlerde hızlı geri adımlar dikkat çekti. Örneğin, seçim öncesi “vergi artışı olmayacak” derken, bütçe açığını kapatmak için bir dizi vergi düzenlemesine gitmesi, seçmen ve parti içinde büyük hayal kırıklığı yarattı.
Bunun yanı sıra, kamu hizmetlerinde reform vaadiyle başlatılan sağlık ve eğitim alanındaki pilot projeler, muhafazakar eyaletlerin direnişiyle karşılaştı. İskoçya ve Galler'deki yerel yönetimlerle yaşanan yetki çatışmaları, Starmer'ın merkezi otoritesini zayıflattı. Üstelik, partinin sol kanadıyla yıldızı barışmayan başbakan, göçmen politikasında da sert önlemler alarak sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekti.
Ekonomik göstergeler de iç karartıcı. İngiltere, pandemi sonrası toparlanma sürecinde yavaş ilerlerken, enflasyon oranları hedeflenenin üzerinde seyrediyor. Sterlin, dolar karşısında değer kaybederken, konut fiyatlarındaki artış ve kira bedelleri vatandaşların alım gücünü ciddi şekilde düşürdü. Starmer’ın “bir yılda enflasyonu yarıya indirme” vaadi tutmadı. Anketler, halkın yüzde 68'inin hükümetin ekonomik yönetiminden memnun olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yalnızlaşan Britanya
Starmer'ın siyasi krizi yalnızca iç politikayla sınırlı değil. Dış politikada da sıkıntılı sinyaller veriyor. Ukrayna'ya verdiği destek sürse de, AB ile ilişkilerde Brexit sonrası soğukluk devam ediyor. Starmer, AB liderleriyle daha yakın ilişki kuracağını söylemesine rağmen, ticaret anlaşmalarında somut ilerleme kaydedilemedi. Fransa ve Almanya ile yaşanan balıkçılık hakları ve göçmen iadesi konularındaki anlaşmazlıklar, İngiltere'nin kıtadaki etkisini azaltıyor.
NATO içinde de eleştiriler var. Savunma harcamalarını GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma taahhüdünü yerine getirmeyen Starmer, özellikle Doğu Avrupalı müttefikler arasında güven kaybına yol açtı. ABD yönetimiyle ilişkiler ise “özel” olarak tanımlansa da, Washington, Londra'nın Çin politikasındaki net olmayan tutumundan rahatsız. Tüm bu faktörler, İngiltere'nin küresel bir oyuncu olarak itibarını zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, dolaylı etkileri var. Starmer'ın zayıflaması, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği müzakerelerinde İngiltere'nin dengeleyici rolünü azaltabilir. Özellikle savunma sanayi alanında, İngiltere'nin Türkiye'ye yönelik silah ihracatı kısıtlamalarını hafifletme sözü, siyasi kriz nedeniyle rafa kalkabilir. Ayrıca, küresel ekonomik belirsizlik, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye, bu durumu fırsata çevirerek, İngiltere ile ikili ticaret anlaşmalarına ağırlık verebilir. Kıbrıs ve Ege konularında Birleşik Krallık'ın arabuluculuk potansiyeli de, siyasi kriz nedeniyle azalabilir.