Birleşik Krallık'ta art arda gelen başbakanların aynı başarısız politikalarla ülkeyi yönetmesi, siyasi bir kısır döngüyü beraberinde getirdi. Son on yılda beş farklı başbakan gören İngiltere'de, seçmenlerin önemli bir bölümü köklü bir değişim bekliyor. Bu noktada adı sıkça anılan isimlerden biri de Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham. Burnham, merkezi hükümetin "kırık" sistemine karşı çıkarken, bölgesel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Peki, Burnham gerçekten de bu kısır döngüyü kırabilir mi?
Beş Başbakan, Aynı Krizler
2010'dan bu yana David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak görev yaptı. Hepsi de sağlık sisteminden ekonomiye, göç politikasından Brexit sonrası düzenlemelere kadar pek çok alanda benzer sorunlarla karşılaştı. Ancak hiçbiri, temel yapısal reformları hayata geçiremedi. Özellikle ulusal sağlık sistemi (NHS) krizde: randevu bekleyen hasta sayısı rekor düzeyde, personel yetersizliği ve grevler baş gösteriyor. Ekonomi ise durgunluk içinde; enflasyon uzun süre yüksek seyretti ve yaşam maliyeti krizi milyonları etkiledi.
Burnham, bu tabloyu "merkeziyetçi" yaklaşımın başarısızlığı olarak yorumluyor. Ona göre, Londra'dan yönetilen ülke, bölgelerin ihtiyaçlarını görmezden geliyor. Burnham, bütçe ve yetki devrinin yanı sıra, sağlık ve ulaşım gibi alanlarda yerel yönetimlere daha fazla söz hakkı verilmesini istiyor.
Bölgesel Liderlikten Ulusal Siyasete
Andy Burnham, 2017'de Greater Manchester Belediye Başkanı seçildi ve 2021'de oy oranını artırarak yeniden seçildi. Pandemi döneminde gösterdiği çıkışlarla dikkat çekti; hükümetin politikalarını sert şekilde eleştirdi. Burnham, "Devlet büyük değil, yanıt veren olmalı" diyerek yaklaşımını özetliyor. Ancak ulusal siyasete geçişte en büyük engel, partisi İşçi Partisi'nin mevcut lideri Keir Starmer. Starmer, merkez siyasette kalmaya devam ederken, Burnham partinin sol kanadını temsil ediyor. Anketler, Burnham'ın popülaritesinin Starmer'dan daha yüksek olduğunu gösteriyor; bu da parti içinde bir liderlik yarışını gündeme getirebilir.
Burnham'ın elinde güçlü bir koz var: Bölgesel yönetimlerdeki başarısı. Manchester'daki toplu taşıma reformu ve evsizlikle mücadele programları, merkezi hükümetin başarısız olduğu alanlarda somut ilerlemeler sağladı. Ancak ulusal ekonomik ve siyasi krizlerin derinliği, yerel çözümlerle aşılamayacak kadar büyük. Burnham'ın "kalıbı kırması" için, İşçi Partisi içinden gelen direnci aşması ve seçmenlere gerçek bir alternatif sunması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin dış politika hesaplamalarını doğrudan etkiliyor. Brexit sonrası bağımsız bir dış politika izlemeye çalışan İngiltere, savunma sanayi ve ticaret alanında Türkiye ile önemli ilişkilere sahip. Ancak başbakanların sık sık değişmesi, uzun vadeli anlaşmaların imzalanmasını ve güven inşasını zorlaştırıyor. Türkiye açısından istikrarlı bir İngiltere, ticaret ve savunma işbirliklerinde daha öngörülebilir bir ortak anlamına geliyor. Burnham'ın öngörülen merkezileşme karşıtı politikaları, Birleşik Krallık'ın iç siyasetini dönüştürebilir, ancak dış politikada köklü değişimler beklemek için henüz erken. Yine de Türkiye'nin bu süreci yakından izlemesi, Brexit sonrası şekillenen yeni denklemlerde yerini alması açısından önemli.