İngiltere'de bakım sektöründe çalışan göçmenlerin oturum izni süresinin 10 yıla çıkarılması planı, işçi hakları savunucuları tarafından 'zalimce ve insanlık dışı' olarak nitelendiriliyor. İçişleri Bakanlığı'nın, bakım çalışanları için mevcut 5 yıllık süreyi ikiye katlama önerisi, İşçi Partisi milletvekili Mike Tapp'ın özel bir istisna talebiyle başlayan tartışmanın ardından gündeme geldi. Tapp, bakım çalışanlarının kalıcı oturum hakkı kazanması için daha kısa bir süre belirlenmesini önermiş, ancak bu öneri Adalet Bakanı Shabana Mahmood ile sert bir görüş ayrılığına yol açmıştı.
Arka plan: Bakım sektörü krizi ve göç politikaları
Birleşik Krallık, Brexit sonrası yaşanan iş gücü açığı nedeniyle bakım sektöründe büyük bir krizle karşı karşıya. Ülkede yaklaşık 165.000 boş pozisyon bulunurken, sektördeki işçilerin önemli bir kısmı göçmenlerden oluşuyor. Hükümet, bu açığı kapatmak için 2022'de bakım çalışanlarına özel bir vize programı başlatmıştı. Ancak yeni düzenleme, bu çalışanların kalıcı oturum izni almasını zorlaştırarak sektördeki belirsizliği artırıyor.
Mike Tapp'ın önerisi, bakım çalışanlarının 'stratejik olarak önemli' bir sektörde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle daha hızlı oturum hakkı tanınmasını içeriyordu. Ancak Adalet Bakanı Shabana Mahmood, bu istisnanın 'mevcut göç sistemiyle uyumsuz' olduğunu belirterek karşı çıktı. Tartışma, hükümet içinde bölünmelere yol açarken, işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşları da Tapp'ı destekleyen açıklamalar yaptı.
Küresel boyut: Göçmen işçilerin kırılganlığı
Bakım çalışanlarının oturum süresinin uzatılması, yalnızca Birleşik Krallık'ı ilgilendiren bir mesele değil. Küresel çapta bakım sektörü, düşük ücretler ve zorlu çalışma koşulları nedeniyle büyük ölçüde göçmen işçilere dayanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya çapında 67 milyondan fazla bakım çalışanı bulunuyor ve bunların yüzde 80'ini kadınlar oluşturuyor. Bu işçilerin çoğu, vize statüleri nedeniyle hak ihlallerine açık hale geliyor.
İngiltere'deki tartışma, gelişmiş ülkelerin göçmen işçilere yönelik politikalarındaki çifte standardı da gözler önüne seriyor. Bir yandan iş gücü açığını kapatmak için göçmenlere ihtiyaç duyulurken, diğer yandan bu işçilere kalıcı statü vermekten kaçınılıyor. Bu durum, bakım sektöründe 'ikinci sınıf işçi' sınıfı yaratılmasına yol açarak sektörün sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde bakım sektöründe göçmen işçi istihdam eden bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından takip etmelidir. İngiltere'deki düzenleme, göçmen işçilerin haklarının kısıtlanmasının küresel bir eğilim haline geldiğini gösteriyor. Türkiye'nin özellikle Suriyeli göçmenler başta olmak üzere, kayıt dışı bakım sektöründe çalışan işçilerin statülerine yönelik politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Ayrıca, AB ile devam eden göç anlaşmaları kapsamında, bakım sektöründeki iş gücü açığının kapatılması için uzun vadeli çözümler üretilmelidir. Bu tür düzenlemeler, yalnızca insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik istikrar için de kritik önem taşımaktadır.