İngiltere, Sudan'ın batısındaki El-Faşer kentinde sivillere yönelik katliamı durdurmak için harekete geçmedi; çünkü Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) tepkisinden çekindi. Bu iddia, İngiliz milletvekillerine sunulan bir raporda yer aldı. Rapora göre, Birleşik Krallık hükümeti, BAE'nin Sudan'daki paralı asker faaliyetlerine göz yumarken, El-Faşer'deki katliamı önlemek için etkin adımlar atmaktan kaçındı. Olay, Sudan'daki iktidar mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında şiddetlenerek devam ediyor. El-Faşer, Darfur bölgesinin önemli bir kenti ve çatışmaların yoğunlaştığı alanlardan biri. Raporda, İngiltere'nin BAE ile olan ticari ve diplomatik ilişkilerini koruma kaygısıyla, RSF'ye destek verdiği iddia edilen BAE'ye karşı sert önlemler almadığı belirtiliyor. Özellikle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde BAE'yi kınayacak bir kararın İngiltere tarafından engellendiği öne sürülüyor.
Milletvekillerine sunulan belgede, İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın BAE'nin tepkisinden çekindiği ve bu nedenle El-Faşer'deki katliamı durdurmak için etkin bir müdahalede bulunmadığı ifade ediliyor. Raporda ayrıca, İngiltere'nin Sudan'a yönelik insani yardımlarının yetersiz kaldığı ve krizin derinleşmesine izin verildiği vurgulanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışma, bölgesel güçlerin doğrudan müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. BAE'nin RSF'ye askeri ve lojistik destek sağladığı iddiaları, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu artırma çabası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Mısır ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerle rekabeti de beraberinde getiriyor. Öte yandan, İngiltere'nin bu krizdeki tutumu, Batılı ülkelerin Sudan'a yönelik ilgisizliğini ve çifte standardını ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler, çatışmalarda 10 bine yakın sivilin öldüğünü, milyonlarca kişinin yerinden edildiğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki kriz, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahip; özellikle Sevakin Adası'ndaki varlığı ve Katar ile ortak yatırımları dikkate alındığında, istikrarlı bir Sudan Ankara için önemli. BAE'nin RSF'ye desteği, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde yeni bir cephe açabilir. Türkiye, BM nezdinde yapıcı bir rol üstlenerek hem insani krizi hafifletmeye hem de bölgesel dengeleri kendi lehine çevirmeye çalışacaktır. Öte yandan, İngiltere'nin çekimser tavrı, Türkiye'nin alternatif diplomasi kanallarını devreye sokmasını gerektirebilir.