İngiltere, Avustralya ve Kanada, İsrail-Filistin çatışmasında kalıcı barışın tesisi için uzun süredir uluslararası toplum tarafından desteklenen iki devletli çözüm modelini hayata geçirmek amacıyla ortak bir fon kurdu. Üç ülke, girişime başlangıç finansmanı sağlayarak Filistin devletinin kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi ve barış müzakerelerini teşvik etmeyi hedefliyor. Fonun detayları, İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.
Gelişmenin arka planı
İsrail-Filistin sorununun çözümünde uluslararası kabul gören iki devletli çözüm, İsrail ve Filistin'in 1967 sınırları temelinde yan yana yaşamasını öngörüyor. Ancak son yıllarda artan yerleşim faaliyetleri, siyasi tıkanma ve Gazze'deki insani kriz bu vizyonu zora sokmuş durumda. İngiltere, Avustralya ve Kanada'nın başlattığı fon, özellikle Filistin yönetiminin kurumsal altyapısını destekleyerek barış sürecine yeniden ivme kazandırmayı amaçlıyor.
İlk aşamada taahhüt edilen miktarın yanı sıra, fonun önümüzdeki dönemde diğer ülkelerden de katkı alması bekleniyor. İngiltere Dışişleri Bakanı, girişimin “barışa yatırım” olduğunu vurgularken, Avustralya Dışişleri Bakanı da iki devletli çözümün bölgede istikrarın anahtarı olduğunu belirtti. Kanada ise fonun, Filistin halkının ekonomik ve siyasi geleceğine katkı sağlayacağını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
İki devletli çözüm arayışı, İsrail'in normalleşme süreçleri ve ABD'nin arabuluculuk çabalarıyla karmaşık bir hal almış durumda. Son dönemde Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesi görüşmeleri ve Gazze'deki son çatışmalar, çözümün aciliyetini artırıyor. İngiltere, Avustralya ve Kanada'nın bu girişimi, ABD ve Avrupa Birliği'nin yanı sıra bölgesel aktörleri de harekete geçirmeyi hedefliyor. Fonun, Filistin yönetiminin reform çabalarına ve sivil toplum projelerine kaynak sağlaması öngörülüyor. Uzmanlar, mali desteğin yanı sıra siyasi iradenin de gerekli olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen ve iki devletli çözümü savunan bir ülke. Bu fon, Türkiye'nin barış sürecinde aktif rol oynama çabalarıyla örtüşüyor. Ancak Türkiye'nin bu girişime doğrudan katılmaması, bölgesel nüfuzunu kullanma kapasitesini sınırlayabilir. Öte yandan, fonun başarılı olması halinde Doğu Akdeniz'deki istikrara katkı sağlaması, Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarları açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin bu tür girişimlerde yer alması, hem diplomatik ağırlığını artırabilir hem de bölgesel barış sürecine katkısını pekiştirebilir.