İngiltere, Afrika kıtasındaki dokuz ülkeye yönelik kalkınma yardımını yüzde 80'den fazla oranında keserek 5 milyon sterlin veya daha altına indirdi. Bu ülkeler arasında Gana, Kenya, Malavi, Tanzanya ve Mozambik gibi uzun süredir İngiltere ile kalkınma işbirliği yürüten önemli ortaklar bulunuyor. Karar, Birleşik Krallık'ın mali kemer sıkma politikalarının ve pandemi sonrası ekonomik zorlukların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kesintiler, sağlık, eğitim ve altyapı gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren projeleri olumsuz etkileyecek.
Kesintilerin arka planı
İngiltere, 2020 yılında milli gelirinin yüzde 0,7'sini kalkınma yardımına ayırma taahhüdünden vazgeçerek bu oranı yüzde 0,5'e düşürmüştü. Hükümet, pandemi sonrası artan borç yükü ve iç talepleri gerekçe göstererek yardım bütçesinde yaklaşık 4 milyar sterlinlik kesinti yapmıştı. Ancak son hamle, bu kesintilerin Afrika'daki en yoksul ülkeler üzerindeki etkisini somutlaştırıyor.
Kesintilerden en çok etkilenen ülkelerden Gana, 2021'de 120 milyon sterlin alırken bu yıl sadece 5 milyon sterlin alacak. Kenya'da ise yardım 140 milyon sterlinden 5 milyon sterline düştü. Malavi, Tanzanya ve Mozambik de benzer oranlarda kesinti yaşadı. Uzmanlar, bu durumun özellikle kız çocuklarının eğitimi, sıtma ve AIDS gibi hastalıklarla mücadele ve iklim değişikliğine uyum projelerini sekteye uğratacağını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu kararı, Çin ve Rusya gibi ülkelerin Afrika'da artan nüfuzu karşısında Batı'nın kalkınma yardımı stratejisini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Özellikle Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika'ya büyük yatırımlar yaparken, Rusya da güvenlik ve enerji alanında etkisini artırıyor. Yardım kesintileri, Afrika ülkelerinin alternatif ortaklara yönelmesine neden olabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadele ve küresel sağlık gibi alanlarda uluslararası işbirliğinin zayıflaması riskini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Afrika'daki yardım kesintisi, Türkiye'nin kıtadaki kalkınma işbirliği ve insani yardım politikaları açısından bir fırsat penceresi oluşturabilir. Türkiye, son yıllarda Afrika ile ticaret ve yatırım ilişkilerini derinleştirirken, TİKA, AFAD ve diğer kurumlar aracılığıyla sağlık, eğitim ve altyapı projelerine ağırlık veriyor. Yardım kesintisi nedeniyle boşalan alanlarda Türkiye'nin daha aktif rol üstlenmesi, kıtadaki nüfuzunu artırabilir. Ancak bu, aynı zamanda Türkiye'nin kendi kaynaklarını daha verimli kullanmasını ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projelere yönelmesini gerektiriyor.