Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, 16 Temmuz'da yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Temmuz ayı sonunda Kıbrıs'a gideceğini duyurdu. Guterres'in ziyareti, adada yıllardır süren barış müzakerelerine yeni bir ivme kazandırmak amacıyla gerçekleşecek. Kıbrıs'ta 1974'ten bu yana devam eden bölünmüşlük, Ada'da yaşayan Rum ve Türk toplumları arasında çözüm bekleyen en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Guterres'in ziyaretinin arka planı
BM Genel Sekreteri Guterres, daha önce de Kıbrıs sorununun çözümü için çeşitli girişimlerde bulunmuştu. 2017 yılında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde düzenlenen ve sonuçsuz kalan Kıbrıs konferansının ardından Ada'da barış süreci tıkanmıştı. Guterres'in bu yeni ziyareti, taraflar arasındaki diyaloğu yeniden başlatma ve müzakerelere yeni bir yön verme potansiyeli taşıyor. Ziyaret kapsamında Guterres'in hem Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis hem de Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar ile bir araya gelmesi bekleniyor. BM, Ada'da federal bir çözüm modelini savunurken, son dönemde iki devletli bir çözüm fikri de Türk tarafınca gündeme getirilmiş durumda.
Kıbrıs sorunu, sadece Ada'daki toplumları değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları gibi bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Ada çevresinde keşfedilen doğal gaz yatakları, Kıbrıs sorununa ekonomik bir boyut da katmış durumda. BM'nin arabuluculuk çabaları, bu yeni dinamikler çerçevesinde şekilleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kıbrıs sorunu, Doğu Akdeniz'in jeopolitik haritasında kilit bir rol oynuyor. Ada'nın statüsü, Yunanistan, Türkiye, ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkileri doğrudan etkiliyor. AB üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs sorununun çözümüyle birlikte Ada'nın bir bütün olarak AB'ye entegre olmasını istiyor. Ancak Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de eşit statüde kabul edilmesini şart koşuyor. Bu durum, AB-Türkiye ilişkilerinde de önemli bir kriz unsuru olarak varlığını sürdürüyor.
Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi sonrası değişen uluslararası dengeler, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir fırsat penceresi açabilir. Batılı devletler, Türkiye'nin stratejik öneminin arttığı bu dönemde, Ankara ile ilişkileri yumuşatma ve Kıbrıs'ta ilerleme kaydetme konusunda daha istekli görünüyor. Öte yandan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları, Kıbrıs'ın birleşmesi durumunda Ada'nın enerji merkezi haline gelmesini sağlayabilir. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi, öncelikle siyasi bir uzlaşmayı gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM Genel Sekreteri Guterres'in Kıbrıs ziyareti, Türkiye'nin Kıbrıs politikası açısından önemli bir sınav. Ankara, Ada'da iki devletli bir çözümü savunurken, uluslararası toplum ve Rum tarafı federal bir yapıda ısrar ediyor. Guterres'in ziyareti, taraflar arasında bir orta yol bulunmasına katkı sağlayabilir, ancak Türkiye'nin kırmızı çizgileri (güvenlik garantileri, iki toplumun eşitliği) korunmalı. Bu süreç, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini de doğrudan etkileyebilir; Kıbrıs'ta ilerleme, Ankara ile Brüksel arasında yeni bir diyaloğun kapısını aralayabilir.